Türkiye’de Hangi işi Yapmalı?

Türkiye istihdam Bilgileri

Türkiye nüfusuna göre toplam %50’lik istihdam oranı içerisindeki mevcut sektör tabanlı dağılım incelendiğinde, sorunun kaynağının işsizlik kadar verimsizlik olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde işgücüne katılma oranının düşüklüğü, insan gücü kaynaklarının tam ve verimli kullanılamadığı, nüfusun yarıdan fazlasının üretken olmayıp, çalışan nüfusa bağımlı olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. İstihdam edilen sektörler arasında verimsizliğin en çarpıcı olduğu örnek ise tarım sektörüdür. Toplam milli gelir içerisinde %13’lük bir üretim payına sahip tarım sektörü, mevcut iş gücünün %45,1’ini kullanması ile en büyük istihdam gerçekleştirme girişiminin açık bir verimsizlik göstergesidir. OECD verilerine göre AB ülkelerinde toplam istihdamın ortalama %4,6sı tarım kesiminde değerlendirilirken, bu oran ülkemizde yaklaşık 10 kat daha yüksektir. Tarım sektöründeki “verimsizlik” incelendiğinde ise mevcut gizli istihdam değerlerinin (ücretsiz aile işçi statüsü) daha da büyük olduğu ortaya çıkmaktadır. İstihdam edilen iş gücünün milli gelir üretmeye katkısı, verimlilik anlamında bakıldığında parlak gözükmemektedir.

Kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT’ler) içerisinde değerlendirilen “yığınların” verimliliği irdelendiğinde ise daha verimsiz ve vahim bir tablo ortaya çıkmaktadır. Üretmeyen, üretemeyen ve “gizli işsiz” yığınlarından oluşan 140.000 fazla istihdamı barındıran KİT’ler, hantal yapıları ve geri kalmış teknolojik üretim olanakları ile milli gelir üzerinde ciddi bir yük olmaya devam etmektedir. Yıllardır kayıtsız kalınan veya aşılamayan sorunlardan birisi de kayıt dışı istihdam meselesi olarak göze çarpmaktadır. DPT verilerine göre

kriz yıllı olan 2001’de kayıt dışı GSMH’nin kayıtlı GSMH’ya oranı, bir önceki yılla göre %12’lik bir artışla %66,2’ye çıkmıştır. Diğer taraftan DİE’nin hane halkı, iş gücü anketine göre; Türkiye’deki toplam istihdamın %26,6 sı SSK’ya, %9,8’i Emekli Sandığına ve %11.4 u de Bağ-Kur’a kayıtlı olarak çalışmaktadır. Toplam istihdam içerisinde, ücretli ve yevmiyeli kesimin payı %49,2’dır. Kalan grup içerisinde %30,1’lik dilim “kendi hesabına çalışanlar” ile %20,7’lik “ücretsiz aile işçilerinden” oluşmaktadır. AB ülkeleri ortalamasında ise ücretli çalışanların oranı %90’lara ulaşmaktadır.

Bu çalışmalarla Türkiye genelinde istihdam edilenlerin %52.3’lük bölümünün herhangi bir sosyal güvenlik sistemine/şemsiyesine kayıtlı olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Kayıt dışı istihdamın bu kadar yüksek değerlere sahip olması, kayıtlı işletmelerden alınan aşırı vergi, prim ve bürokratik gerekçelerle alınan harç miktarlarının aslında ne kadar olumsuz bir etki yarattığı gerçeği ile yüzleşmemizi kaçınılmaz kılmaktadır. Sonuç olarak yakın geçmişimizden günümüze yürütülen tüm kısır politikalar ile ülkemizde çalışan nüfusun %50’sinin bir türlü kayıt altına alınamamış ve mevcut ekonominin %66’sının ise hâlâ kayıt dışı olarak varlığını sürmeye devam etmekte olduğu izlenmektedir.

Ülkemizde istihdam edilenlerin “nitelik” düzeyleri oldukça düşük gözükmektedir. İstihdam edilenlerin %73.9’u ilköğretim düzeyi ve altı seviyesinde eğitimi tamamlayabilmiş iken, %11.3 u lise ve meslek okulu mezunlarından ve sadece %8.8’i yüksek okul ve fakülte mezunlarından oluşmaktadır. Gene bu yılları esas alan dağılım içerisinde meslek okullarının payının %6,1’lik bir değerde kalması diğer bir dikkat çekici noktadır. 2009 yılını izleyen son 2 yıl içerisinde, tarım sektörü dışında yaklaşık 1 milyon 900 bin net istihdam artışı gerçekleşmiş gözüküyor. Bu artışın yaklaşık %45’i hizmetlerde, %31’i sanayide, %25’i de inşaattaki istihdam artışlarından kaynaklanmıştır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *