Koronavirüs hareketliliğimizi nasıl etkiledi? İşte Türkiye’nin “gönüllü karantina” bilançosu!

Koronavirüs hareketliliğimizi nasıl etkiledi? İşte Türkiye'nin

Google, Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı 131 ülkenin COVID-19 Topluluk Hareketliliği Raporu’nu yayınladı. Bakalım yeni tip Koronavirüs, ülkemiz ve dünyadaki insan hareketliliğini nasıl etkilemiş?

Arama devi Google, Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı 131 ülkenin COVID-19 Topluluk Hareketliliği Raporu’nu yayınladı. Konum verilerini Google ile paylaşmayı tercih eden kullanıcıların anonimleştirilmiş konum verilerine dayanarak hazırlanan rapor, çaprpıcı sonuçlara imza atıyor. 

İşte dünya genelinde 1 milyon vaka eşiğini geride bırakan yeni tip Koronavirüs(COVID-19) salgının, Türkiye’deki insan herketiliği üzerindeki etkisi:

Ayrıca Bkz.” Facebook ve Twitter’dan Türkiye’ye özel Koronavirüs bilgi merkezi”

COVID-19 Topluluk Hareketliliği Raporu yayınlandı

Google; halk sağlığı görevlilerinin ve hükümetlerin COVID-19 virüsüne karşı almış olduğu önlemlerin, ne ölçüde işe yaradığını tespit etmeleri için haritalar servisindeki 6 farklı kategoride, insan hareketliliği değişimlerini gözler önüne serdi. Bu kategoriler:

  1. Alışveriş & eğlence (Restoran, kafe, alışveriş merkezi, müze, kütüphane, sinema salonları vb.) 
  2. Market & eczane (Market, pazar yerleri, eczaneler vb.)
  3. Kamuya açık alanlar (Park, meydan, halk plajı vb.)
  4. Toplu taşıma araç ve istasyonları (Otobüs, metro, tren istasyonları vb.)
  5. İş yerleri
  6. Konutlar
Koronavirüs hareketliliğimizi nasıl etkiledi? İşte Türkiye'nin
Türkiye COVID-19 Topluluk Hareketliliği Raporu (Kaynak: Google)

Türkiye’nin evde kalma oranı %17 arttı

Benzer şekilde birkaç hafta boyunca topluluk hareketliliği raporlarını paylaşacağını açıklayan arama devi, ilk raporunda şubat ayı ile mart ayı arasında bir mukayese yapmamıza olanak sağlıyor. Bu bağlamda Türkiye’deki insan herketiliğine göz atacak olursak;

  • Alışveriş & eğlence merkezlerindeki kullanıcı hareketliliğinde %94,
  • Market & eczane noktalarındaki kullanıcı hareketliliğinde %39,
  • Kamuya açık alanlarda %58,
  • Toplu taşıma araç ve istasyonlarında %71,
  • İş yerlerinde %45 oranında düşüş

yaşanırken, konutlardaki yoğunluk ise %17 oranında arttı.  

4 Nisan 2020 tarihi itibariyle dünyada en çok Koronavirüs vakası görülen ilk on ülkedeki(Google ürün ve servisleri kullanılmadığı için Çin ve İran hariç) insan hareketliliği değişimi, aşağıdaki gibidir. 

ÜlkelerAlışveriş & EğlenceMarket & EczaneKamuya Açık AlanlarToplu Taşımaİş YerleriKonutlar
İtalya-%94-%85-%90-%87-%63+%24
İspanya-%94-%76-%89-%88-%64+%22
Fransa-%88-%72-%82-%87-%56+%18
Türkiye-%75-%39-%58-%71-%45+%17
İngiltere-%85-%46-%52-%75-%55+%15
İsviçre-%81-%51-%41-%68-%46+%15
ABD-%47-%22-%19-%51-%38+%12
Almanya-%77-%51-%49-%68-%39+%11

3 Nisan itibariyle Türkiye’de Koronavirüsle mücadele kapsamında alınan yeni önlemlerle birlikte, evde kalma oranının daha da artması bekleniyor.

Koronavirüs ile mücadelede yardımcı olabilir

Google, ülke bazlı yayınlamış hareketlilik raporlarının halk sağlığı görevlilerine ve hükümetlere yardımcı olacağı görüşünde. Zira yetkililer, kullanıcı davranışlarından hareket ederek, destinasyonlardaki hareket eğilimlerini anlayabilir ve buna göre aksiyon alabilir.

Örneğin; toplu taşıma araçlarıyla seyehat eden kişilerin konum verileri analiz edilip araçlardaki yolcu yoğunluğu tespit edildiği takdirde, ihtiyaç durumunda sosyal mesafenin korunması için ek otobüs veya tren seferleri eklenebilir. 

Uzaktan çalışma mümkün mü?

Özellikle ekonomide önemli ve gelişmiş ülkeler olan ABD ve AB ülkeleri arasında yaygın şekilde uzaktan çalışma kullanılmaktadır. Genellikle satış ve pazarlama, veri hazırlama ve işleme, yazılım ve e-satış, muhasebe, tasarım, tercüme ve çeviri hizmetleri, mimarlık hizmetleri, basın ve yayın sektörü, çağrı merkezi gibi sektör ve iş alanlarında uygulandığı görülmektedir.

Ülkemizde henüz yeni yen uygulanmaya başlayan uzaktan çalışma ile hem çalışanların daha rahat bir ortamda çalışmaları sağlanmakta ve hem de işletmeler için maliyet düşürülmesine katkı sağlamaktadır.

İş Kanunu’nun 14. maddesinde 6715 sayılı İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişiklik yapılmıştır. Anılan değişiklik ile işçinin iş görme edimini büro, ofis, fabrika veya benzeri surette işverence sağlanmış çalışma alanlarının dışından da yerine getirebilmesine imkân tanınmıştır.

Uzaktan çalışma; işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile iş yeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisidir. iş sözleşmesinde; işin tanımı, yapılma şekli, işin süresi ve yeri, ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar, işveren tarafından sağlanan ekipman ve bunların korunmasına ilişkin yükümlülükler, işverenin işçiyle iletişim kurması ile genel ve özel çalışma şartlarına ilişkin hükümler yer alır. Uzaktan çalışmada işçiler, esaslı neden olmadıkça salt iş sözleşmesinin niteliğinden ötürü emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz.

İş sağlığı ve güvenliği açısından işveren, uzaktan çalışma ilişkisiyle iş verdiği çalışanın yaptığı işin niteliğini dikkate alarak iş sağlığı ve güvenliği önlemleri hususunda çalışanı bilgilendirmek, gerekli eğitimi vermek, sağlık gözetimini sağlamak ve sağladığı ekipmanla ilgili gerekli iş güvenliği tedbirlerini almakla yükümlüdür.

Uzaktan çalışma iş sözleşmesinde olması gereken unsurlar;

1) İşin tanımı

2) İşin yapılma şekli

3) İşin süresi ve yeri

4) Ücret ve ücretin ödenmesine ilişkin hususlar

5) İşveren tarafından sağlanan ekipman ve bunların korunmasına dair hükümler

6) İşverenin işçiyle iletişim kurması

7) Genel ve özel çalışma şartları olmalıdır.

İşveren uzaktan çalışma sistemine göre çalıştırdığı işçinin yapılan işin şekline göre iş sağlığı ve güvenliği alçısından gerekli önlemleri alma ve bu konuda çalışan personeli bilgilendirme ile sorumludur.

İşverenin, uzaktan çalışma ilişkisinde dikkat etmesi gereken en önemli husus iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine dair çalışanını bilgilendirmek, ona gerekli eğitimi vermek, sağlık gözetimini sağlamak ve sağladığı ekipmanla ilgili gerekli iş güvenliği tedbirlerini almaktır. Özellikle işçiye teslim edilen ekipmanların kullanımı ve güvenliği hakkında eğitim ve bilgilendirme yapılmalı ve bu durum yazılı hale getirilmelidir.

Daha açık bir ifadeyle çalışan iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri hususunda bilgilendirilmeli, çalışana uzaktan çalışma sırasında iş sağlığı ve güvenliği açısından sorumluluklarının devam ettiği hatırlatılmalı, uzaktan çalışma sırasında kullanılacak olan iş araçlarının eğitiminin verilmiş olmasına dikkat edilmeli, çalışma ortamının işin ve çalışanın sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde olması hususunda çalışan uyarılmalı ve çalışma ortamının gözetimi sağlanmalıdır.

Odak: Koronavirüs Sonrası Dünyada İstihdam ve İşsizlik

Koronavirüs (Covid-19) krizi şüphesiz dünyada istihdam piyasalarını derinden etkileyecek, işsizlik oranlarında ciddi sıçramaların yaşanmasına neden olacaktır. Gelecek bir-iki yıllık süreçte işsizlik oranlarının birçok ülkede yüzde 20’ler ve hatta yüzde 30’lar düzeyine çıktığını görme ihtimalimizin hiç de düşük olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Koronavirüs krizi orta-uzun vadede ise istihdam piyasasında yaşanan dönüşümü önemli oranda hızlandıracaktır. Bu “hikaye”de hükümetlere düşen görev ise kısa vadede işsizlik oranlarını elden geldiğince düşürmek, orta-uzun vadede de yaşanacak dönüşümü kontrol altında tutmaya çalışmaktır.

Koronavirüs krizi daha önceki hiçbir krize benzememesi hasebiyle oldukça özel bir yere sahiptir. Bu süreçte ekonominin hem arz hem de talep cephesi çok katmanlı bir şekilde krize girmiş ve “ekonomik saat” ciddi şekilde yavaşlamıştır. Bu durum da ülkelerin kendilerini bir anda derin bir ekonomik kriz içinde bulmalarına neden olmuştur. Peki, hayat ve ekonomi ne zaman normale dönecek ve bu “yeni normal” şimdikinden ne kadar farklı olacak? Ve bu süreçten istihdam piyasası nasıl etkilenecek?

Koronavirüs krizinden çıkış temelde üç yolla olabilir; i) virüsün nüfusun en az yüzde 50-60’ına yayılmasıyla birlikte “kitlesel bağışıklık” kazanılması, ii) virüse karşı etkili bir aşının üretilmesi, iii) virüsün mutasyon geçirerek zararsız hale gelmesi. Bunlardan sonuncusu ancak uzun bir zaman diliminde gerçekleşebilecektir. İlki ise çok kısa sürede çok fazla sayıda insanın ölmesine neden olacaktır. İkinci yol ise en arzu edileni olmakla birlikte etkili bir aşının kısa bir sürede geliştirilmesi çok zordur. Bu zamana kadar en hızlı geliştirilen aşı rekoru beş yıl ile Ebola aşısındadır.[1] Bu krizde aşıyı hızla geliştirebilmek için Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde insanüstü bir çaba harcanmakla birlikte etkili bir aşı en iyi ihtimalle 12-18 ay arasında ortaya çıkacaktır. Aşının 18 ay içinde üretilememe ihtimali de hiç düşük değildir.[2]

İlk bir-iki yıllık süreçte bu kriz –derinliği azalıp artmakla birlikte– devam edecektir. Bu süreçte salgın iki-üç dalgada gelecek ve her dalgada yaklaşık iki ay boyunca yarı karantina uygulaması yürürlükte olacaktır.

Bütün bu noktaları bir araya getirdiğimizde ortaya çıkması en muhtemel tablo şu şekildedir: İlk bir-iki yıllık süreçte bu kriz –derinliği azalıp artmakla birlikte– devam edecektir. Bu süreçte salgın iki-üç dalgada gelecek ve her dalgada yaklaşık iki ay boyunca yarı karantina uygulaması yürürlükte olacaktır. Salgının görece zayıf olduğu ara dönemlerde ise ekonomi tamamen olmasa da hatırı sayılır oranda tekrardan “işlemeye” başlayacaktır. Bu süreç ya yeteri kadar bağışıklık kazanıldığında ya da aşı bulunduğunda sona erecektir. Böylece ekonomi büyük oranda “yeni” bir normale dönmüş olacaktır.

Bu kriz sürecinde alınan yarı karantina önlemlerinin ekonomik aktiviteyi muazzam ölçüde yavaşlatması nedeniyle çoğu ülkede işsizliğin ciddi şekilde yükseleceği rahatlıkla söylenebilir. Sektörel olarak bakıldığında bu krizden tarım sektöründense sanayi ve hizmetler sektörünün ciddi şekilde etkilendiği/etkileneceği görülmektedir. Sanayi sektörü genel olarak talepte yaşanan ciddi daralmalar ve küresel tedarik zincirlerinde görülen önemli kırılmalar nedeniyle bu krizden ciddi şekilde etkilenmiştir/etkilenecektir. Hizmetler sektörü ise yine talepte yaşanan muazzam daralmanın yanı sıra (bu sektördeki çoğu işin yüz yüze gerçekleştirilmesi nedeniyle) yarı karantina uygulaması kapsamında iş yerlerinin tamamen kapanması veya kısıtlı bir şekilde hizmet vermesi nedeniyle kendisini önemli bir krizin içinde bulmuştur. Bu sektörde restoran ve otelcilik ile perakende ve toptan ticaret alt sektörleri özellikle kötü etkilenmiştir/etkilenecektir. Öte yandan hizmetler sektöründeki orta-yüksek vasıflı işlerin birçoğunun evden de yapılabilmesi nedeniyle bu alt grubun krizden görece az etkileneceği söylenebilecektir.[3] Bunların haricinde internet alışverişinde bu dönemde yaşanan sıçramanın başta evlere gıda/yemek servisi yapan firmalar olmak üzere internetten alışveriş sektöründe ciddi bir büyümeyi beraberinde getireceğini vurgulamak gerekir. Yani bu krizin az da olsa “kazanan sektörleri” de olacaktır.

Genel olarak –güçlü bir kamu müdahalesinin olmadığı durumlarda– dünyada işsizlik oranlarının nefes kesecek düzeylere yükseleceği söylenebilecektir. ABD’de işsizlik maaşı başvurusu yapan kişi sayısı Mart’ın üçüncü haftasında 281 binden 3,3 milyon kişiye zıplamıştır.[4] Bu kadar keskin bir yükselişin ABD tarihinde ilk defa yaşanmış olduğu bu noktada vurgulanmalıdır. Bu hususta ikinci sırada ise “sadece” 695 bin işsizlik maaşı başvurusu ile Ekim 1982’nin ilk haftası bulunmaktadır.[5] Bu süreçte gerçekleştirilen ilk akademik tahminlere göre de ABD’de işsizlik oranı yüzde 3’ler seviyesinden (ikinci çeyrekte) yüzde 30’un üzerine yükselebilecektir.[6] ILO’ya göre de dünyada 1,25 milyar çalışan yani küresel iş gücünün yüzde 38’i koronavirüs krizinden en çok etkilenen sektörlerde[7] çalışmaktadır ki bunların çok ciddi bir kısmının bu süreçte işsiz kalması en muhtemel senaryodur.[8]

Bu kriz sürecinde kritik bir vazife görecek olan işsizlik maaşı çalışanların finansal sıkıntılarını kısmen gidermekle birlikte işsizlik problemini hafifletmemektedir ki bu da uzun vadede çeşitli problemlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır. Örneğin ABD’de krizle mücadelede çalışanlara sağlanan temel olanağın –işlerini koruyacak politikalardansa- işsizlik maaşı olması bu ülkedeki işsizliğin gerçekten çok yüksek düzeylere çıkmasına neden olacaktır.[9] Şu halde yarı karantina süreçlerinde devletlerin elden geldiğince istihdamı korumaya çalışması gerekmektedir ki Türkiye de bu krizde üç aylık “işten çıkarma yasağı”[10] ve “kısa çalışma ödeneği”[11] ile bunu yapmaya çalışmaktadır. İşten çıkarma yasağı uygulaması işverenlere çalışanları ücretsiz izne çıkarma hakkı vererek aslında temel olarak işverenler ile çalışanlar arasındaki bağın yarı karantina sürecinde kopmamasını sağlamaya çalışmaktadır. Kısa çalışma ödeneğinde ise üretimi üçte birden fazla azalan veya tamamen kesen iş yerlerinde belirli koşulları sağlayan çalışanlara ücretleri devlet tarafından ödenmektedir.

Kısa çalışma ödeneği istihdamı destekleme noktasında önemli bir vazife görmesine rağmen devlete ciddi bir mali yük bindirme eğiliminde olması ve bu kriz sürecinde firmalara faaliyetlerini durdurma noktasında kısmi bir teşvikte bulunması nedeniyle belirli kısıtlara sahiptir. Bu nedenden ötürü bu politikanın “istihdamı paylaşma” politikası ile tahkim edilmesi gerekmektedir.[12] İstihdamı paylaşma politikasında faaliyetlerinde azalma olan firmalar çalışanlarının bir kısmını işten çıkarmaktansa bütün çalışanların hem çalışma süresini hem de aldıkları ücreti belirli bir oranda düşürmektedir. Bu uygulamada çalışanlar hem işlerine fiilen devam edebilmekte hem de finansal yükü devlet değil firma taşımaktadır ki bu da devlet bütçesinin inanılmaz boyutlarda sıkışacağı bu kriz sürecinde önemli bir husustur.

Belirtmek gerekir ki bu kriz özellikle düşük/orta vasıf düzeyine sahip, finansal olanakları kısıtlı çalışanları vurma eğiliminde olacaktır.

İstihdamı paylaşma uygulaması üretimi tamamen durduran veya ciddi şekilde azaltan firmalar için değil faaliyetlerini belirli ölçüde azaltan işletmeler için geçerli olması hasebiyle kısa çalışma ödeneği uygulamasını zarif bir şekilde tamamlamaktadır. Yine bu uygulamanın birçok ülke tarafından özellikle kriz dönemlerinde yoğun bir şekilde kullanıldığını da bu noktada belirtmek gerekmektedir. Örneğin 2009 küresel ekonomik krizi sürecinde Almanya’da istihdamı paylaşma uygulamasının yaygınlık düzeyi yüzde 3’ü geçmiş[13] ve toplamda 234 bin kişi bu programdan yararlanmıştır. Japonya’da ise 416 bin kişi bu programla işsizlik tehlikesini bertaraf etmiştir.[14]

Belirtmek gerekir ki bu kriz özellikle düşük/orta vasıf düzeyine sahip, finansal olanakları kısıtlı çalışanları vurma eğiliminde olacaktır. Yüksek vasıflı çalışanların gerek evden çalışma olanaklarının çok daha yüksek olması gerekse sahip oldukları pazarlık gücü nedeniyle işsiz kalma olasılıkları düşük vasıflı çalışanlara göre önemli oranda daha azdır. İşsiz kalınması durumunda da kendilerini belirli bir süre koruyacak finansal varlıklara sahip olma ihtimalleri diğerlerine kıyasla daha yüksektir.

Yine düşük/orta vasıf düzeyine sahip kişiler genel olarak kayıt dışı işlerde çalışma eğilimindedir ki hem bu çalışanların bu kriz sürecinde işsiz kalma ihtimalleri kayıtlı çalışanlara göre çok daha yüksektir hem de bu kişiler işsizlik maaşı gibi olanaklardan yoksundur. Türkiye’de sanayi ve hizmetler sektöründe kayıt dışı çalışma oranı yüzde 22 civarındadır.[15] Bu oranın dünya ortalaması ise yüzde 50,5 ile çok daha yüksektir.[16]

Ayrıca bu kriz sürecinde iş dünyasına atılmaya çalışan yeni mezun gençlerin iş bulma olanakları ciddi ölçüde gerilemiştir/gerileyecektir. Bu durum işsizliğin yükselmesi noktasında önemli bir kaynak olmasının yanı sıra birtakım uzun vadeli olumsuz etkilere de sahiptir. Yapılan akademik çalışmalar göstermektedir ki kriz dönemlerinde mezun olan gençlerin uzun vadede ortalama gelir düzeyleri diğerlerine göre daha düşük olma eğilimindedir.[17] Şu halde bu kriz sürecinde dezavantajlı grupların (düşük/orta vasıflı, kayıt dışı ve/veya genç çalışanların) yaşadıkları ekstra sıkıntıları ve zorlukları sınırlayacak politikaların uygulanması gerekmektedir.

Genel olarak bu kriz sürecinde uygulanacak istihdam politikaları işsizlik oranını kontrol altında tutma noktasında belirli oranda başarılı olacaktır. Fakat yine de bu süreçte işsizlik oranında ciddi yükselişlerin olacağı ve istihdam piyasasında “yeni normale” –yüksek ihtimalle– genel olarak iki-üç yıl sonra ve tam olarak da beş yıl sonra dönülebileceği unutulmamalıdır.

Koronavirüs krizinin uzun vadeli etkileri

Peki, koronavirüs krizinin istihdam piyasası üzerindeki uzun vadeli etkileri hususunda neler söylenebilir? Vurgulamak gerekir ki birincil derecede bu krizin ne kadar ve hangi derinlikte yaşanacağı, ikincil derecede de hükümetlerin bu süreçte ne tür bir istihdam politikaları uygulayacakları ortaya çıkacak sonuçlarda derinden etkili olacaktır. Bu açıdan, aşağıdaki varsayımlardan oluşan “ortalama senaryo” gelecekte istihdam piyasasının nasıl bir yapıya doğru evrileceği hususundaki tahminlere temel teşkil edecektir:

  • Bu kriz bir-iki yıl sürecek ve toplamda iki-üç salgın dalgası yaşanacaktır.
  • Bu süreçte hükümetler yeterince sıkı bir salgın politikası izlemekte görece başarılı olacaktır.
  • Bu süreçte ikişer aylık iki yarı karantina yaşanacaktır.
  • Diğer zamanlarda da salgınla ilgili önlemler önemli ölçüde gevşemekle birlikte devam edecek ve ekonomik aktivite eski düzeyinin hatırı sayılır ölçüde altında kalacaktır.
  • İlk bir-iki yıllık süreçte yaşanan şok iki-beş yıllık süreçte de tüketici davranışları üzerinde hatırı sayılır ölçüde bir etkiye sahip olmaya devam edecektir.
  • Hükümetler bu krize karşı yeterince güçlü bir ekonomik cevap verme noktasında önemli ölçüde başarılı olacaktır.

İlk olarak ekonomik aktivitenin uzunca bir süre boyunca optimal düzeyin altında kalması histerezis etkisi[18] (işle ilgili becerilerin unutulması, işsizlik psikolojisine girilmesi ve uzun süreli işsiz damgası yeme vb.) nedeniyle uzun vadeli işsizlik oranının yükselmesine neden olacaktır.

İkinci olarak küresel tedarik zincirlerini daha güvenli kılmak ve küresel ölçekte yaşanacak dalgalanmalardan daha az etkilenmek adına uluslararası şirketler üretim süreçlerini başta Çin olmak üzere uzak ülkelerden kendi ülkelerine ve/veya komşu ülkelere kaydırabilecektir. Bu durum bir taraftan gelişmiş/zengin ülkelerde veya onların komşularında düşük/orta vasıflı işlerin sayısını artıracak diğer taraftan üretim sürecinin dışında kalacak olan Çin gibi ülkelerde istihdamı azaltma eğiliminde olacaktır.[19] Belirtmek gerekir ki bu durum Avrupa ve ABD pazarına Çin ve Uzakdoğu’dan çok daha yakın olan Türkiye için önemli bir avantaj niteliğindedir.

Üçüncü olarak içinde bulunduğumuz otomasyon/robotlaşma çağında gişe görevlisi ve resepsiyonist gibi müşteriyle yüz yüze irtibat kurulan işlerin sayısında yaşanan azalma sıhhi endişeler nedeniyle –robotlaşma lehine– hızlanacaktır. Bu durum özellikle iki-beş yıllık süreçte etkili olacak fakat daha sonrasında da belirli düzeyde etkili olmaya devam edecektir. Yine sıhhi endişeler nedeniyle toplu bir şekilde bir araya gelinen sinema, kafe, restoran, stadyum gibi mekanlara dönük ilgide özellikle iki-beş yıllık dönemde hatırı sayılır düzeyde bir azalma meydana gelecektir. Bu durum da bu sektörlerdeki toplam iş sayısında önemli seviyede bir azalmaya neden olacaktır. Buna karşılık eve yemek ve gıda siparişinden kitap veya cep telefonu satın almaya kadar internetten yapılan her türlü alışverişte yaşanan artış hızlanacaktır. Böylece bu sektörlerdeki istihdamda önemli düzeyde bir artış yaşanacaktır.

Dördüncü olarak sağlık sektörünün algılanan stratejik öneminde yaşanan artış nedeniyle bu sektöre ayrılan kaynaklarda ve yapılan yatırımlarda önemli bir artış yaşanacaktır. Bu durum da sağlık sektöründeki işlerin sayısının önemli düzeyde artmasını beraberinde getirecektir.

Beşinci olarak sıhhi/stratejik kaygılar ve tercihlerde yaşanabilecek dönüşüm nedeniyle internet toplantıları ve evden çalışma uygulamalarının sayısında ciddi bir artış yaşanabilecektir. Bu durum da gerek ülke içi gerekse ülkeler arası yolcu trafiğinde özellikle iki-beş yıllık süreçte kriz öncesi döneme kıyasla önemli düzeyde bir azalma olmasına neden olabilecektir. Yine küresel tedarik zincirinde yaşanması muhtemel dönüşüm de küresel boyutta iş adamı/kadını dolaşımını ayrıca azaltma potansiyeline sahiptir. Yine aynı gerekçe nedeniyle uluslararası mal dolaşımının hacmi de önemli oranda düşecektir. Bu faktörler havacılık ve petrol/enerji sektörlerini ve bu sektörlerin istihdam piyasalarını önemli ölçüde olumsuz etkileyecektir.

Altıncı olarak sıhhi kaygılardan ötürü tatil ve gezme amacıyla gerçekleştirilecek olan seyahatlerde özellikle iki-beş yıllık süreçte önemli düzeyde bir azalma olacaktır. Bu da ülkelerin turizm gelirlerini olumsuz etkileyecektir. Bu durum başta Çin olmak üzere özellikle Uzak Doğu ülkeleri için geçerlidir. (Öte yandan beş yıldan sonra bu etki muhtemelen büyük oranda ortadan kalkacaktır.) Bu durum turizmin yanı sıra havacılık ve petrol/enerji sektörleri ve bu sektörlerin istihdam piyasaları üzerinde olumsuz etkilere sahip olacaktır.

Yedinci olarak halihazırda birçok ülkede zaten önemli ölçüde bozuk olan gelir dağılımı bu zorlu süreçte daha da bozulma potansiyeline sahiptir. Bu durum –özellikle iki-beş yıllık süreçte olmak üzere– arz ve talep arasındaki dengesizliği daha da genişleterek ekonomik işleyişin önemli ölçüde bozulmasına neden olabilecektir. Hatta bu süreçte bazı ülkelerde ciddi toplumsal karışıklıklar yaşanabilecektir. Sonuç olarak da yaşanabilecek bu olumsuzluklardan istihdam piyasası önemli ölçüde olumsuz etkilenecektir.

[1] Carrie Arnold, “How Soon will We have a Coronavirus Vaccine? The Race Against Covid-19”, New Scientist, 18 Mart 2020, https://www.newscientist.com/article/2237742-how-soon-will-we-have-a-coronavirus-vaccine-the-race-against-covid-19/#ixzz6IYvCEKqZ, (Erişim tarihi: 14 Nisan 2020).

[2] Neil M. Ferguson vd., “Impact of Non-Pharmaceutical Interventions (NPIs) to Reduce COVID19 Mortality and Healthcare Demand”, Imperial College COVID-19 Response Team, 16 Mart 2020, https://spiral.imperial.ac.uk:8443/bitstream/10044/1/77482/8/2020-03-16-COVID19-Report-9.pdf, (Erişim tarihi: 14 Nisan 2020).

[3] Charles Gasgon, “COVID-19: Which Workers Face the Highest Unemployment Risk?”, Federal Reserve Bank, 24 Mart 2020,

https://www.stlouisfed.org/on-the-economy/2020/march/covid-19-workers-highest-unemployment-risk, (Erişim tarihi: 14 Nisan 2020).

[4]  Heather Long ve Alyssa Fowers, “A Record 3.3 Million Americans Filed for Unemployment Benefits as the Coronavirus Slams Economy”, Washington Post, 26 Mart 2020.

[5] Dominic Rushe ve Amanda Holpuch, “Record 3.3m Americans file for Unemployment as the US Tries to Contain Covid-19”, Guardian, 26 Mart 2020.

[6] “Back-of-the-Envelope Estimates of Next Quarter’s Unemployment Rate”, Federal Reserve Bank, 24 Mart 2020, https://www.stlouisfed.org/on-the-economy/2020/march/back-envelope-estimates-next-quarters-unemployment-rate, (Erişim tarihi: 14 Nisan 2020).

[7] Bu sektörlerin en büyükleri ise toptan ve perakende ticaret sektörü (482 milyon) ile imalat sanayiidir (463 milyon).

[8] “ILO Monitor 2nd Edition: COVID-19 and the World of Work: Updated Estimates and Analysis”, ILO, 7 Nisan 2020, s. 5.

[9] Emmanuel Saez ve Gabriel Zucman, “Jobs aren’t Being Destroyed This Fast Elsewhere. Why is That?”, New York Times, 30 Mart 2020.

[10]  Hazal Ateş, “İşten Çıkarmaya 3 Ay Yasak”, Sabah, 9 Mart 2020.

[11] Çalışanlara verilen günlük ücret brüt asgari ücretin yüzde 60’ı kadar olup aylık brüt asgari ücretin yüzde 150’sini geçemez. Bkz. “Genel Bilgiler”, İŞKUR, https://www.iskur.gov.tr/isveren/kisa-calisma-odenegi/genel-bilgiler, (Erişim tarihi: 14 Nisan 2020).

[12] Mevlüt Tatlıyer, İstihdamı Paylaşmak, (SETA Yayınları, İstanbul: 2020).

[13] Bruno Amable ve Ken Mayhew, “Unemployment in the OECD”, Oxford Review of Economic Policy, Cilt: 27, Sayı: 2, (2011), s. 212.

[14] Alexandar Hijzen ve Danielle Venn, “The Role of Short-Time Work Schemes During the 2008-09 Recession”, OECD, Sayı: 115, 17 Ocak 2001, s. 35.

[15] Tatlıyer, İstihdamı Paylaşmak, s. 118.

[16] “ILO Monitor 2nd Edition: COVID-19 and the World of Work: Updated Estimates and Analysis”, s. 6.

[17] Massimiliano Mascherini, Stefanie Ledermaier, Carlos Vacas-Soriano ve Lena Jacobs,  “Long-Term Unemployed Youth: Characteristics and Policy Responses”, Eurofound Report, 14 Aralık 2017, https://www.eurofound.europa.eu/publications/report/2017/long-term-unemployed-youth-characteristics-and-policy-responses, (Erişim tarihi: 14 Nisan 2020).

[18] Mevlüt Tatlıyer, İktisadi Düşüncenin Evrimi ve İktisat Politikası, (Nobel Yayınları, İstanbul: 2015), s. 128.

[19] Bununla birlikte uluslararası şirketler üretimde yapısal değişikliğe giderken daha teknolojik/robotik üretim yapmaya karar verdikleri ölçüde istihdamdaki artış sınırlanacaktır.

İŞKUR Banka Personeli, Elemanı İlanları! 2020 Yılı İŞKUR İş Araması Nasıl Yapılır?

Banka personeli alım ilanları yayınlanıyor. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) resmi internet sayfasında çeşitli bankalara, başvuran adayların en az ilköğretim mezunu olmaları şartı ile çeşitli münhal kadrolar için ilanlar yayınlandı. İŞKUR’da yayınlanan ilanlarda bankalar için gişe yetkilisi, büro memuru, satış temsilcisi, destek personeli gibi münhal kadrolar için yapılan personel alımlarına nasıl ulaşılacağı ile ilgili detaylar haberimizde…Bankalar açık bulunan bazı iş kadroları için alımlar gerçekleştiriliyor. Her ilan özelinde başvuru şartları ve tarihlerinin bulunduğu banka personel ilanları İŞKUR’da aranabilmektedir. İş arayan vatandaşlarımıza bu ilanlara nasıl ulaşabileceklerine dair rehber bilgileri haberleştirdik. İşte İŞKUR güncel ve açık banka personeli iş ilanları ve diğer detaylar…

İŞKUR’da iş ilanını şu şekilde arayabilirsiniz; www.iskur.gov.tr/ bağlantısına tıklayın. Açılan sayfada ‘AÇIK İŞLER’ kısmından giriş yapın. Giriş yaptıktan sonra aşağıdaki ekran karşınıza çıkacak. 

Tıkladıktan sonra aşağıdaki ekran karşınıza çıkacak.

Bu ekranda İŞYERİ UNVANI yazan yere BANK yazın ve ARA butonuna tıklayın. İlanlar aşağıdaki gibi sıralanacaktır.


DİSK Genel-İş: Salgına karşı önlemler yeterli değil, ciddi eksiklikler var

DİSK Genel-İş Sendikası, Covid-19 salgını ve iş yerlerindeki çalışma koşulları hakkında hazırladığı raporda, iş yerlerinde çeşitli işçi sağlığı ve güvenliği tedbirleri alındığı, ancak bu önlemlerin yeterli düzeyde olmadığı belirtiliyor ve önlemler konusunda hâlâ ciddi eksiklikler bulunduğu vurgulanıyor.

DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Genel-İş Sendikası Covid-19 salgını ve iş yerlerindeki çalışma koşulları hakkında bir rapor hazırladı. Rapor, küresel salgın sürecinde Genel-İş’in örgütlü olduğu iş yerlerindeki çalışma koşulları ve önlemler, sendikanın 44 şubesiyle birlikte ortaya çıkarıldı.

Raporda, Covid-19 salgını kapsamında iş yerlerinde çeşitli işçi sağlığı ve güvenliği tedbirleri alındığı, ancak bu önlemler yeterli düzeyde olmadığı belirtiliyor. Önlemler konusunda hala ciddi eksiklikler bulunduğu vurgulanan raporda “Önlemlerin daha çok metropol şehirlerde alındığı, diğer şehirlerde ise yeterli olmadığı görülmüştür. Bu süreçte iş yerlerimizde alınan en yaygın tedbirler; risk grubundaki (60 yaş üstü, hamile ya da kronik hastalığı olan) işçilere ücretli izin uygulaması, mesai saatlerinin düzenlemesine ilişkin düzenlemeler (mesai saatinin kısaltılması, uzaktan çalışma ya da dönüşümlü çalışma gibi), 12 yaş ve altı çocuğu olan işçilere ücretli izin verilmesi, iş yeri ortamı ve iş yerinde kullanılan araç-gereçlerin dezenfeksiyonunun düzenli olarak yapılması şeklinde olmuştur. Bunların yanı sıra, iş yerlerinde salgın kapsamında ortak alanların kullanımında kişi sınırlaması ve nöbetleşe kullanım uygulaması, işçi servislerinde kişi yoğunluğunun azaltılması, iş yerindeki ortak kullanım alanlarının işçileri korumak üzere yeniden düzenlenmesi gibi önlemler de alınmıştır. Ancak bu tedbirler örgütlü olduğumuz iş yerlerinde yaygın bir şekilde uygulanmamakta ve ciddi eksiklikler bulunmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Sendikanın tespit ettiği eksikler raporda şöyle sıralandı:

Pek çok üyemiz risk altında: Salgın sürecinde iş yerlerimizde yaşanan en büyük problem, çalışma koşulları ve iş yeri ortamının salgın tedbirleri kapsamında yeniden düzenlenmemesidir. Ayrıca belediyelerin salgın kapsamında bazı işlerdeki görev ve sorumluluklarının artması, bazı birim işlerde yakın çalışmanın ve halkla temasın fazla olması ve iş yeri ve çalışma düzeninde yapılan değişikliklerin yetersizliği nedeniyle pek çok üyemiz hastalığa yakalanma riskiyle karşı karşıyadır.

Koruyucu ekipman konusunda aksaklıklar var: Kişisel hijyen için ayrılması gereken süre ve molaların verilmemesi ile işverence işçilere ücretsiz ve yeterli sayıda sağlanması gereken eldiven, maske ve dezenfektan gibi kişisel koruyucu ekipman konusunda aksaklıklar söz konusudur.

Tedbirler yeterli değil: İş yerlerimizde düzenli ateş ölçümlerinin yapılması, ateşi yüksek işçinin iş yeri sağlık birimine ya da sağlık kuruluşuna yönlendirilmesi konusundaki tedbirler yeterli değildir.

İşçi sağlığı eğitimlerinde ciddi eksiklikler: İş yerlerimizde, işçilere Covid-19 hakkında bilgilendirme yapılması ve işçi sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi konusunda ciddi eksiklikler vardır.

Çoğu iş yerinde İSG Kurulları salgın sürecine uygun işlemiyor: İş yerlerimizde İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları’nın işleyişi, Covid-19 salgın süreci kaynaklı bir tedbir uygulanarak yeniden düzenlenmemiş, İSG Kurulları’nın salgın sürecine uygun işlediği iş yerimiz oldukça sınırlı kalmıştır. Kurullarda alınan kararların hayata geçirilmesi konusunda da aksaklıklar mevcuttur.

Olumsuz uygulamalar: Yaygın uygulamalar olmamakla birlikte, bazı iş yerlerinde çalışma sürelerinin uzatılması ve fazla çalışmanın dayatılması, ücretsiz izin dayatması, kronik rahatsızlığı bulunan işçilerin ücretli izne çıkarılmaması, risk grubunda yer alan işçilerin ücretli izne çıkmalarına izin verilmemesi, hamile işçiler ve kronik hastalığı bulunan işçilerin çalıştırılmaya devam ettirilmesi, işten çıkarmalar, hastalık belirtileri gösterdiği halde işçilerin muayenesi ve test uygulanması sağlanmadan çalışmaya devam ettirilmesi gibi olumsuz uygulamalar da tespit edilmiştir.

Salgın sürecinde, başta belediye olmak üzere birim ve çalışma alanlarına özgü riskler: Temizlik İşleri, en riskli alanlardan biridir. Bu birimlerde çalışan işçilerin salgın sürecinde iş yükünün artması ve görev tanımına yeni işlerin eklenmesi, işçilere bu kapsamda bir eğitim verilmemesi, yeni görev tanımlarını gerçekleştirmeleri için yeteri kişisel koruyucu ekipmanın sağlanmaması, yakın mesafe çalışmanın yoğun olması, belediyelerin salgın kapsamındaki yeni görev ve sorumluluklarını yeni işçi istihdamı yapmaksızın var olan işçilerle sürdürmesi başlıca sorunlardır.

Fen İşleri, atölyelerde sosyal mesafe kuralına aykırı bir biçimde yakın mesafe çalışmanın olması, işçilerin ortak kullanım alanlarının yetersizliği ve sterilizasyonunun yapılmaması sebebiyle yüksek riskli alanlardan biridir.

Sağlık hizmetleri, şehir içi ulaşım ve halkla ilişkiler gibi birimlerde çalışan üyelerimiz, halkla temasın yoğun olması, sosyal mesafe kuralına aykırı çalışmanın yaygın olması sebebiyle risk altındadır.

Kamu hastanelerinde çalışan üyelerimiz; kişisel koruyucu ekipman, fazla çalışma dayatması, iş yükünün artması, sağlık personeline alınan önlem ve ödemelerin “işçi” statüsünde olanlara sağlanmaması sebebiyle yüksek risk altındadır. Konut işçileri, koruyucu önlem alınmaması ve malzeme tedarik edilmemesi sebebiyle risk altındadır.

Raporda Sendikanın talepleri şöyle sıralandı:

  • Öncelikle belediye ve hastane hizmetlerinin önemli bir kısmının kesintiye uğramadan sürdürüleceği göz önüne alınarak, iş yerlerimizde en az 3 aylık bir salgın süreci planlaması yapılmalı ve iş yerlerimiz için “Acil Önlem Planı” hazırlanmalıdır.
  • İşten çıkarma, zorunlu ücretsiz izin ve zorunlu yıllık izin kullandırma gibi hak ihlalleri son bulmalıdır.
  • Uzaktan çalışmanın yapılabileceği alanlarda uzaktan çalışma yapılmalı, mümkün olmayan yerlerde ise çalışma saatleri 6 saatle sınırlandırılmalı, dönüşümlü çalışma düzeni uygulanmalı ve kısmi süreli çalışma bir ücret kaybına yol açmamalıdır.
  • Az işçiyle yoğun çalışmanın yapıldığı ve özellikle salgın sebebiyle iş yükü artan birimlerde yeni işçi istihdamı yapılmalıdır.
  • Risk grubunda yer alan üyelerimizin ücretli izne ayrılması sağlanmalı, 12 yaş ve altı çocuğu olan ebeveynlere ücretli izin verilmelidir.
  • Örgütlü olduğumuz iş yerlerinde yapılan iş/birim ve çalışma ortamının birlikte değerlendirilmesiyle risk değerlendirmesi yapılmalı ve buna göre önlemler alınmalıdır.
  • İhtiyaca uygun kişisel koruyucu ekipman ücretsiz ve yeterli sayıda temin edilmelidir.
  • Özellikle tuvalet, yemekhane, ortak çalışma ve dinlenme alanlarının kullanımının kişi yoğunluğu ve damlacık yolu ile bulaşmadan korunmak için önerilen sosyal mesafe kuralına göre düzenlenmelidir.
  • Sık ve ortak kullanılan alanların temizliği yapılmalı, kişi yoğunluğu azaltılmalı ve işçi servislerinin hijyeni sağlanmalıdır.
  • Giriş ve çıkışların yapıldığı alana hijyen malzemeleri konulmalı, parmak okuma gibi temas ile bulaşma risklerinin bulunduğu sistemler iptal edilmelidir.
  • Kişisel hijyenin sağlanabilmesi için verilen mola sıklıkları artırılmalıdır.
  • İşçilerin sağlık kontrolü düzenli olarak yapılmalıdır. Sağlık sorunu yaşayan, hastalık belirtisi gösteren işçilere talep ettikleri an, çalışmaya devam eden işçilere ise düzenli olarak test uygulanması sağlanmalıdır.
  • İşe girişlerde ve vardiya değişimlerinde ateş ölçümünün yapılmalı, ateşi yüksek işçi iş yeri sağlık birimine ya da sağlık kuruluşuna yönlendirilmelidir.

Kişisel Gelişim İçin 7 Temel Öneri

Kişisel Gelişim İçin 7 Temel Öneri - Branding Türkiye

Kişisel gelişim insanın kendisini geliştirmenin yaşam boyu devam eden bir sürecidir. Size kendinizi keşfetme ve etrafınızdaki diğer insanlarla ilişki kurma ayrıcalığı verir.

Kişisel gelişim planınızı geliştirecek sizi ileriye taşıyacak adımların ne olduğuna dair 7 ipucu belirledik. Ve bunları sizin için derledik.

Kişisel Gelişim İçin İpuçları

Kişisel gelişim için; kendinizi kabul edin, gerçekçi ve kısa vadeli hedefler belirleyin, kendinizi tanıyın, çevrenizi genişletin, meditasyon yapın, öğrenmeye devam edin ve tutkunuzu keşfedin olmak üzere 7 temel öneriden kısa kısa bahsedeceğiz.

Kendinizi Kabul Edin

Kendinizi kabul etmek bir erdemdir. Değişmeyi kabul etmek kendinizi geliştirmenin ilk prensibidir. Hayatta yaşadığınız her deneyimden bilgi edinin. Başınıza gelen her şeyden insanlar bir şeyler öğrenir gerçeğini asla unutmayın.

Gerçekçi ve Kısa Vadeli Hedefler Belirleyin

Kendiniz için belirlediğiniz hedefler; spesifik, ölçülebilir, gerçekçi ve zamana bağlı olmalıdır. Her seferinde ileriye adım atmak için kısa vadeli hedefler belirleyin. Örneğin 10 ayda 10 kitap okumak istiyorsanız hedefiniz ayda bir kitap olmalıdır. Bu şekilde küçük hedeflerle ilerlerseniz 10 ayda 10 kitap hedefinize ulaşmış olursunuz.

Kendinizi Tanıyın

Eğer hayatta başarı kazanmak istiyorsan öncelikle kendinizi tanımanız gerekir. Kendinizi bilmek, geliştirmeniz gereken alanları tanımanızı sağlar. Sokrates, “incelenmemiş bir hayat yaşamaya değmez” demiştir. Kim olduğunuzu öğrenene kadar, çok fazla gelişme gösteremeyeceğinizi unutmayın.

Çevrenizi Genişletin

Sosyal bir insan olmak, hayatı sizin için daha ilginç hale getirecek ve yeni dostluklar için bir kapı açacaktır. O nedenle çevrenizi genişletmeye bakın.

Meditasyon

Meditasyon, mesleki gelişiminizde eşsiz bir rol oynar. Ayrıca meditasyon kendinizi periyodik olarak incelemenize olanak sağlar.

Öğrenmeye Devam

Öğrenmenin sonu yoktur. Ve öğrenme sürekli olur ise işte o zaman kişi hayatı daha farklı görmeye başlarsınız.

Tutkunuzu Keşfedin

Tutkunuzu keşfetmek hayat amacınızı bulmanın en kesin yoludur. Tutkunuz nedir? Bunu araştırmaktan ve bulmaktan asla pes etmeyin ve hep onun peşinden gidin işte o zaman her şeyin daha güzel ve anlamlı olacağını göreceksiniz.

Bu makalede kişisel gelişim için yararı olacağını düşündüğümüz 7 temel öneriden kısa kısa bahsettik. Umarız bu temel tavsiyeler bir yerden başlamak adına fayda sağlar.

Şantiyelerde Alınacak Yeni Koronavirüs Tedbirleri

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında şantiyelerde alınması gereken tedbirlere ilişkin kılavuz yayımladı.

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünce yayımlanan 19 maddelik kılavuz, şantiye çalışanlarının ve İSG profesyonellerinin dikkatine sunuldu.

“Şantiyelerde 19 Adımda Yeni Tip Koronavirüse Karşı Korunun” başlıklı tüm önlemlerin yer aldığı kılavuzda, işverenin iş yerinde aldığı tedbirleri çalışanlara bildirmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

Birden fazla işverenin bulunduğu şantiyelerde alınacak tedbirlerde, işbirliği ve koordinasyona, işverenler arasında düzenli bilgi alışverişinin sağlanmasına özen gösterilmesi gerektiği bildirildi.

Kılavuzda, işverenlerin dikkate alması gereken önlemler şu şekilde sıralandı:

  • Mevcut acil durum planları ve risk değerlendirmeleri güncellenecek, çalışanlarda koronavirüs tespit edilmesi durumunda geliştirilecek eylem planında da yapılması gerekenlere yer verilecek.
  •  Görevlendirilen çalışanlar ve sorumlulukları belirlenecek. Koordineli çalışma sürdürülmesi sağlanacak.
  •  Çalışanların riskini en aza indirmek için gerekli tedbirler planlanacak.
  • Tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması aşamasında, iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri ile  çalışanların görüşleri dikkate alınacak.
  • Büyük çalışma ekipleri küçük birimlere ayrılacak, sosyal mesafe kuralı uygulanacak. 
  • Faaliyetlerin en az sayıda çalışanla sürdürülebilmesine ilişkin çalışma planı oluşturulacak. Çalışanların birbiriyle iletişimin asgari düzeyde olması sağlanacak.
  • Çalışanların hayatının tehlikeye atılmaması doğru planlama ve uygun tedbirlerle engellenecek.
  • Çalışanların ateşi sabah işe giriş, öğle arasında işe başlamadan önce ölçülecek. Ateşi yüksek olanlar işyeri hekimine yönlendirilecek.
  • Alınacak tedbirler hakkında çalışanlar düzenli olarak bilgilendirilecek.
  • Hijyen kurallarının takibi sağlanacak. Zorunlu olmadıkça şantiyeye ziyaretçi girişi yasaklanacak.
  • Toplantılar video konferans gibi yöntemlerle uzaktan gerçekleştirilecek.
  • Çalışanların standartlara ve işe uygun kişisel koruyucu donanımlar kullanması sağlanacak.
  • Koronavirüs belirtisi olan çalışanlar maske takarak en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılacak.
  • Kılavuzda, şantiye alanlarındaki yemekhaneler ve dinlenme alanları ile ilgili dikkate alınması gereken önlemler ise şu şekilde sıralandı:
  1. – Ortak kullanım alanlarında sosyal mesafe ihlallerini önleyici tedbirler alınmalı.
  2. – Çalışanların, dezanfektana, suya sabuna erişimi sağlanmalı.
  3. – Düzenli havalandırma yapılmalı. 
  4.  Gıda ihtiyaçlarında hijyen kurallarına dikkat edilmeli.
  5. – Malzemelerin depolandığı alanlarda tedbirler alınmalı.
  6. – Ülke genelindeki tedbirler ihlal edilmemeli.

Uzaktan çalışma için Apple aygıtlarınızı hazırlama

Evden veya uzaktan çalışma için aygıtları hazırlama

İlk olarak, çalışanların hangi aygıtları eve götürebileceğini belirleyin. Ardından mobil aygıt yönetimi (MDM) sisteminizi kullanarak iPad, iPhone ve Mac’lerde içerikleri, ayarları ve sınırlamaları çalışanlarınızın uzaktan çalışmasını destekleyecek şekilde hızla ayarlayabilirsiniz. Daha fazla bilgi edinmek üzere iOS ve iPadOS için dağıtıma genel bakış ve Mac için dağıtıma genel bakış başlıklı belgelere bakın.

Aygıtları uzaktan çalışma için hazırlamanıza yardımcı olmak amacıyla aşağıda öneriler sunulmuştur. 

Şirkete ait aygıtlar için

Ayarları, çalışanlar aygıtları eve götürdüklerinde uzaktan çalışabilecekleri şekilde yapın. 

Kişisel aygıtlar için

Kendi aygıtını getir (BYOD) dağıtımları için tasarlanmış yeni bir kayıt yöntemi olan Kullanıcı Kaydı’na ilişkin talimatlar verin. Çalışanlar bu yöntemle aygıtlarını MDM’e kaydederek, evden kullanmak üzere ek uygulama ve kaynaklara erişebilir. Kullanıcı Kaydı hakkında daha fazla bilgi edinin.

MDM’i kullanmaya başlama

  • Tüm Mac bilgisayarlar ile iPad aygıtlarını macOS ve iPadOS’in en son sürümüne güncelleyin. Bu sayede uygulamalar ve MDM ayarlarıyla uyumluluk sağlanır.
  • Aygıt ayarlarının konfigürasyonunu yapmak ve içerik satın alıp dağıtmak için MDM çözümünüzle birlikte Apple İşletme Yönetimi’ni kullanın. Apple İşletme Yönetimi, BT yöneticilerinin iPhone, iPad, iPod touch, Apple TV ve Mac’leri tek bir noktadan dağıtmak için yararlanabilecekleri web tabanlı bir portaldır. Apple İşletme Yönetimi’ni kullanmaya başlayın.
  • Bir MDM çözümünüz yoksa Jamf, VMware ve MobileIron gibi sağlayıcılar, aygıtların uzaktan çalışanlara hızla dağıtılmasına yardımcı olmak için uzatılmış deneme süreleri sunmaktadır.

Aygıtları dağıtma

  • Şirkete ait tüm aygıtlar için Otomatik Aygıt Kaydı’nı kullanın. Böylece BT ekibi, aygıtları MDM’e uzaktan kaydedebilir.
  • Kişisel aygıtlar için Kullanıcı Kaydı’nı kullanarak hem şirket bilgilerini hem çalışanların gizliliğini koruyun.
  • Kişisel aygıtlarda Kullanıcı Kaydı’nın kullanılması ve temel Apple servislerine erişim elde edilmesi için Apple İşletme Yönetimi’nde Yönetilen Apple Kimlikleri oluşturun. Yönetilen Apple Kimliklerine genel bakış başlıklı makalede daha fazla bilgi edinin.
  • Birleştirilmiş kimlik doğrulama özelliğini açmak için Apple İşletme Yönetimi’ni Microsoft Azure Active Directory’ye bağlayın. Böylece çalışanların Yönetilen Apple Kimlikleri, mevcut kurumsal kimlik bilgilerinden otomatik olarak oluşturulur.

İçerik dağıtma

  • Çalışanlarınızın evden çalışmak için ihtiyacı olan temel uygulamaları dağıtın. Uygulamalar, Apple İşletme Yönetimi ve MDM’iniz aracılığıyla uzaktan dağıtılabilir. Apple İşletme Yönetimi’nde içerik seçme ve satın alma hakkında bilgi edinin.
  • Çalışanlara, tamamlayıcı uygulamalardan oluşan bir katalog sunmak için MDM sisteminizin self servis özelliğini (varsa) kullanın. Bu özelliğin desteklenip desteklenmediğini ve nasıl uygulanacağını öğrenmek için MDM belgelerinizi inceleyin.

Kuruluşunuza özel ayarların konfigürasyonunu yapma

Çalışanların kullandığı aygıtların ayarlandığından, kaynaklara erişebildiğinden ve evden çalışma süresince, kabul edilebilir kullanım politikalarına uyduğundan emin olmak için MDM’den yararlanın.

Ayarların konfigürasyonunu yapma

  • Ağ sınırlamalarının, evde kullanılan veya herkese açık Wi-Fi ağı üzerinden kurulan bağlantılara izin verdiğinden emin olun. MDM’i kullanarak ağ sınırlamaları ayarlama hakkında bilgi edinin.
  • Temel kurumsal servislere bağlanmak için VPN’i ayarlayın. VPN verisi ayarları hakkında daha fazla bilgi edinin.
  • Kuruluşunuz için Mail, Takvim ve Kişiler servislerini ayarlayın. Apple aygıtları, Microsoft Exchange ve G Suite gibi posta servisleriyle çalışır. Exchange ActiveSync’i ve Google Hesaplarını ayarlama hakkında daha fazla bilgi edinin.

Güvenlik politikalarını ayarlama

  • Yerleşik güvenlik araçlarında ve MDM’den yararlanarak aygıtlarınızı güvende tutun. Mac bilgisayarlarda FileVault şifrelemesini kullanın, iPhone ve iPad aygıtlarında ise Veri Koruma özelliğini kullanmak için bir parola politikası uygulayın. Parola verisi ayarları hakkında daha fazla bilgi edinin.
  • Bulutta barındırılan ve uzatılmış deneme süreleriyle ağ telemetrisi ve koruma sunan Cisco Security Connector gibi bir uç nokta güvenlik çözümü kullanın.
  • Kameraların, iCloud servislerinin ve uygulamaların kullanımını sınırlamak gibi gerekli ayararı yapmak için MDM’den yararlanın. iOS ve iPadOS sınırlamaları hakkında daha fazla bilgi edinin.

Bağlantıyı, iş birliğini ve üretkenliği sürdürme

Apple’ın ve üçüncü tarafların sunduğu, uzak ortamlarda sorunsuz çalışan uygulamaları keşfedin. 

Görüntülü iletişim ve mesajlaşma uygulamaları

  • Çalışanlar, Cisco Webex ve Zoom Cloud Meetings gibi konferans araçlarıyla sanal toplantılar düzenleyip iş arkadaşları, müşterileri ve iş ortaklarıyla ekranlarını paylaşabilir.
  • Grup FaceTime sayesinde, çalışanlar aynı anda 32 kişiyle sesli ve görüntülü arama gerçekleştirebilir. 
  • Çalışanlar iPhone, iPad ve Mac’teki Mesajlar uygulamasıyla gruplar oluşturabilir ve gerçek zamanlı güncellemeler gönderebilir, Slack ve Microsoft Teams gibi araçları kullanarak bağlantıda kalabilir ve bilgi paylaşabilir.

Üretkenlik uygulamaları

  • Apple aygıtlarıyla birlikte sunulan Pages, Numbers ve Keynote uygulamaları, çalışanların iCloud veya Box üzerinden gerçek zamanlı olarak iş birliği yapabilmesini sağlar. İsterseniz ortak çalışma düzeyini kuruluşunuzun üyeleriyle sınırlayabilirsiniz. Pages, Numbers ve Keynote’ta ortak çalışma hakkında bilgi edinin.
  • iOS, iPadOS ve macOS ile entegre edilebilen Microsoft Office 365 uygulamalarına App Store’dan erişilebilir.
  • Google G Suite; macOS ile iPadOS’teki Safari’de çalışır ve Google Drive ile Google Docs gibi yerel iPadOS uygulamaları sunar.
  • DocuSign, ProntoForms – Mobile Forms ve iAuditor gibi elektronik form ve belge uygulamaları, imzalar ile verileri yakalamaya, birleştirmeye ve paylaşmaya yardımcı olabilir.
  • Box, Dropbox ve Microsoft OneDrive gibi bulut depolama sağlayıcıları, çalışanların belge paylaşmasını ve belgelerin üzerinde birlikte çalışmasını sağlar. Bu servisler Mac’te Finder’la, iPhone ve iPad’de ise Dosyalar uygulamasıyla entegre edilebilir.

Proje ve görev yönetimi uygulamaları

  • Teamwork Projects, Basecamp, Trello ve OmniPlan gibi proje yönetimi araçları, proje etkinlikleri ile eylemlerini planlamaya, görselleştirmeye, izlemeye ve paylaşmaya yardımcı olabilir.
  • Anımsatıcılar, Things ve Todoist gibi uygulamalar çalışanların ellerindeki işe odaklanmalarını kolaylaştırır.

App Store’da daha fazla iş uygulaması bulma

App Store’da işletmeler için tasarlanmış binlerce uygulama vardır. İş arkadaşlarınızla bağlantı kurmaya yardımcı olan uygulamalardan oluşan bir koleksiyon derledik. Apple İşletme Yönetimi aracılığıyla söz konusu uygulamaları dağıtarak, çalışanlara evden çalışma süresince kullanabilecekleri yeni yöntemler sunun.

Destek için Apple ile irtibat kurma

Evden çalışanlar, teknik desteğe ihtiyaç duyduklarında AppleCare ile irtibat kurabilirler. Apple donanım ve yazılımları (iOS ile macOS dahil) ve Pages, Numbers, Keynote gibi Apple uygulamaları için sorun giderme yardımı sunulmaktadır. Çalışanlar, destek almaya başlamak için Apple Destek sayfasını ziyaret edip bir ürün seçerek mevcut destek seçeneklerini görüntüleyebilir.

Daha fazla yardım alın

BT’ye yönelik kaynaklar

  • Apple aygıtlarını yönetme, dağıtma ve güvende tutma hakkında daha fazla bilgi ve kaynak için Apple at Work BT sayfasını ziyaret edin.
  • Apple Kurumsal Destek sayfasında ek kaynaklar ve ayarlama kılavuzları bulabilirsiniz.

BT’ye yönelik belgeler

  • Apple İşletme Yönetimi Kullanım Kılavuzu
  • BT İçin Mobil Aygıt Yönetimi Ayarları
  • iPhone ve iPad İçin Dağıtım Başvuru Kılavuzu
  • Mac İçin Dağıtım Başvuru Kılavuzu

Diğer kaynaklar

  • Gizlilik ve güvenlik; Apple aygıtlarının, yazılımlarının ve servislerinin yerleşik bir parçasıdır. Ürünlerimizi verilerin toplanmasını ve kullanımını sınırlayacak şekilde tasarlıyor, mümkün olan her durumda aygıt içi işleme kullanıyor, bilgilerin nasıl paylaşıldığı konusunda şeffaflık ve denetim sağlıyoruz. Güvenlik teknolojisi ve özelliklerinin Apple platformlarında nasıl uygulandığı hakkında daha fazla bilgi edinin.
  • Apple aygıtlarında görme engelli veya görme sorunları olan çalışanlar için VoiceOver, motor becerileri konusunda engelleri olan çalışanlar için Sesle Denetim, işitme engelli ya da işitme güçlüğü olan çalışanlar için ise gizli alt yazılar gibi yerleşik erişilebilirlik özellikleri sunulmaktadır. Apple aygıtlarındaki erişilebilirlik özellikleri hakkında daha fazla bilgi edinin.
  • Apple aygıtlarınızı temizleme hakkında bilgi edinin.

“İş Dünyasına Destek Çağrısı Yapıyoruz” diyen KSO Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, “İstihdam seferberliği işsizlik sorununu çözmede büyük katkı sağlayacak”

KSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, artış eğiliminde olan işsizliğin önlenebilmesi için Yeni İstihdam Paketi ile getirilen önlemleri bütünüyle yerinde bulduklarını açıkladı.

İş dünyasına kapsamlı bir çağrıda bulunacaklarını ifade eden Ayhan Zeytinoğlu “İstihdam Seferberliği Türkiye’nin en büyük ekonomik sorunlarından biri olan işsizlik sorununun çözümü için büyük bir fırsat sunuyor. Sorunun çözümü için, bu fırsatı kullanmak ve gereken tüm desteği vermek üzere iş dünyasına çağrı yapıyoruz.

 Bu arada işsizlikle mücadelede başarı çıtasının yükseltilmesi için, işsizlik gündemimizin bu kadar öncelikli bir konusu olmasına rağmen yaşadığımız eleman bulma güçlüğünün de sağlıklı bir analizini yapmaya ihtiyaç duyuyoruz. Bunun için üniversite ile bir proje üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

Bir yandan işsizlik yükselmişken, diğer yandan istihdam etmek için aramasına karşın eleman bulamayan işletmelerin varlığına işaret eden Ayhan Zeytinoğlu; İşkur çağrılarına rağmen açık işlerin bulunduğunu ifade ederek “Sosyal bir sorunla karşı karşıyayız.” değerlendirmesini yaptı.

Ayhan Zeytinoğlu: “Kasım ayında bir firmamız 100 kişiyi istihdam etmek için İŞKUR’a başvurdu. İŞKUR 6.000 işsize çağrıya çıkmasına rağmen sadece 42 kişiden dönüş oldu. Bu sonucun işsizlik oranlarıyla örtüşmediğini görüyoruz. Burada sosyal bir sorun var. Bu sorunu tespit etmek için Kocaeli Üniversitemiz ile birlikte bir çalışma yapıyoruz. 2-3 ay içerisinde sonuçlarını kamuoyuna açıklayacağız.” şeklinde konuştu.

-İstihdam seferberliğini destekliyoruz

TOBB ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın işbirliği ile İstihdam Seferberliği Projesi başlatıldığını hatırlatarak “İl düzeyinde Odamız ve İŞKUR ile bu projeyi yürüteceğiz.” dedi.

İşsizlikle mücadelede başarı çıtasının daha da yükseltilmesi için çalışma hayatında işverenlerin geçmişten gelen bazı sorunlarına çözüm bulunmasının da yararlı olacağını vurgulayan Ayhan Zeytinoğlu; bu kapsamda, kıdem tazminatı, firmalara uygulanan cezalar ile uzman istihdamı zorunluluğu gibi konuların ele alınmasında fayda olduğuna dikkat çekti.

İşe iade davalarının yüzde 99,9 oranında işveren aleyhine sonuçlandığını hatırlatan Ayhan Zeytinoğlu; “İş sözleşmesi feshinin geçersizliğine karar verildiğinde, işverenlerimiz ciddi bir tazminat ödemekle yükümlü tutuluyor. Bu konuda işverenlerimizi de koruyucu hükümler konulacak şekilde yasal düzenlemelerin revize edilmesini yararlı olur düşüncesindeyiz.” dedi.

-Eğitici denetime gerek var

“Firmalara uygulanan cezaların yüksek  olduğunu düşünüyoruz. Eğitici denetimlerden yanayız.” şeklinde konuşan Ayhan Zeytinoğlu, firmaların belli mesleklerdeki uzmanları istihdam etmek zorunda olduklarını hatırlatarak “Bu uygulama çok büyük şirketlerde sorun olmamasına rağmen, özellikle 50’nin altında işçi çalıştıran küçük ölçekli firmalarımız için sorun ve maliyet teşkil ediyor.” şeklinde konuştu.

-Bizimköy istihdam örneği…

KSO Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Bizimköy Projesi ile ilgili olarak da değerlendirmelerde bulundu.  Bizimköy’de engelli istihdamını İş Kanununda yer alan ‘ödünç iş ilişkisi’ kavramından hareketle sağladıklarını hatırlatan Ayhan Zeytinoğlu, geçen yıl mayıs ayında Yasada yapılan değişiklik sonrasında, ödünç iş ilişkisi ile ilgili süreci rahatlatmaya yönelik önlem zorunluluğunun ortaya çıktığını ifade ederek şunları söyledi:

-Dünya birincisi proje

“Projemiz Dünya Odalar Federasyonundan bir ödül de almıştır. Bu projenin tüm Türkiye’de gelişmiş illere yaygınlaştırılmasını istiyoruz. BİZİMKÖY’de bugün 90 engelli arkadaşımız istihdam ediliyor.

Projenin ayakta kalması ve yaşatılması için yoğun gayret sarf ediyoruz. Buradan Vilayet ve İŞKUR’a desteklerinden ötürü teşekkür ediyoruz.

İş Kanununda yer alan ödünç iş ilişkisi kavramından hareketle istihdam sağlıyoruz. Sanayicilerimiz, kendi sigortalısı olarak istihdam edeceği engelli işçiyi BİZİMKÖY’de görevlendiriyor. Böylelikle doldurmakta zorlandıkları engelli kadrolarını kayden doldurmuş oluyor ve idari para cezası ödemekten kurtuluyorlar.

Ancak geçen yıl Mayıs ayında Yasada yapılan değişiklik sonrası, ödünç iş ilişkisi ile ilgili süreci rahatlatmaya yönelik talebimiz var. Böylelikle, Hükümetimizin çağrısına uyarak, Mart sonuna kadar 10 ve yıl sonuna kadar da 50 engelli daha istihdam edebileceğiz.”

-İş dünyasının beklentileri

Başkan Zeytinoğlu çalışma hayatı ile ilgili olarak iş dünyasının diğer beklentilerini de söyle sıraladı:

“2016 yılında yapılan düzenleme ile vergi diliminden dolayı ücretleri 1.300 TL’nin altına düşen asgari ücretlilere vergi desteği sağlanması hem çalışanlar, hem de işverenlerimiz açısından memnuniyetle karşılanmıştır. Bu girişimi teşekkürle karşılıyoruz.

Ancak; yılın son aylarında vergi diliminin artması nedeniyle, işçiler fazla mesaiye kalmak istemiyorlar. Bu sebeple, asgari ücret vergi diliminin alt dilimi olan 13.000 TL’nin yükseltilmesini istiyoruz. Her yıl asgari ücret artışı kadar alt vergi diliminin düzenli olarak artırılması halinde bu sorun ortadan kalkacaktır.

Zaten; vergi tarifesinin ilk ve ikinci dilimlerindeki oranların, yıllar itibariyle enflasyona göre eridiği, diğer bir deyişle vergi yükünün arttığı da gözüküyor.

-Kıdem tazminatı sorunu

Mevcut kıdem tazminatı düzenlemesinde kıdem tazminatı ödenmesi gereken durumların belirgin olması gerektiğini düşünüyoruz.

Eğer Fon uygulaması olacaksa; Kanun Tasarısı Taslağında “10 yıl, 15 yıl gibi belirli bir süre prim ödeyen işçinin isteği halinde kendisine tazminat ödeneceği” hükmü yer alıyor. Bu hüküm ile başka bir işyerine geçmesi durumunda kıdem tazminatı hakkının kaybolmayacağını bilen işçi, çok sık işyeri değiştirecek ve işveren nitelikli elemanlarını elde tutmak konusunda sıkıntıya düşecektir.

Bu sebeple her ne koşul altında olursa olsun haklı bir sebep olmaksızın istifa etmek suretiyle iş akdini fesh eden işçiye kıdem tazminatı ödenmemesi yerinde olacaktır.

Ayrıca; şu an giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatının çıplak ücret esas ödenmesi daha uygun olacaktır. Böylece işverenlerimiz, çalışanın rahat çalışması, işinden ve işyerinden memnun kalması için ek menfaatler sağlama konusunda daha rahat olacaktır.

Kıdem tazminatı fonunda çalışanın hak kazandığı yıllar itibariyle her yıl için o yıla ilişkin ücreti esas alınarak bir ödeme yapılmasının, fonun etkin kullanımı açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

Bununla birlikte; kıdem tazminatı ödemesinde kullanılmak üzere oluşturulan fonun, işverene faizsiz kredi kullanma olanağı sağlayacak şekilde yapılandırılmasının yerinde olacağı kanaatindeyiz.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkarılan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik (SEVESO Direktifi) ile özellikle kimya sektöründe faaliyet gösteren firmalarımıza önemli yükümlülükler getirildi.

Bu yönetmelikten etkilenen toplam 858 firmanın 91’i Kocaeli faaliyet gösteriyor. Bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile işbirliği halinde birçok çalışma yaptık. Firmalarımıza yönelik bilgilendirme toplantıları ve AFAD işbirliği ile SEVESO eğitimi organize ettik.

İş Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısının katılımı ile bir bilgilendirme toplantısı daha düzenledik.

Odamız bünyesinde “SEVESO Destek Merkezi”ni kurduk. Bu merkez aracılığı 15 üyemizin indirimli danışmanlık hizmeti almasını sağladık.

TÜBİTAK ile yapılması gereken yatırımlarla ilgili teşvik paketinin oluşturulması ve modelleme yazılımlarının yerlileştirilmesi konusunda görüşmeler yaptık. Söz konusu direktif ile ilgili görüş ve önerilerimizi içeren raporlarımızı paylaştık.

Öncelikle Odamızın talebi olan; SEVESO denetimlerinin idari yaptırımsız ve eğitim amaçlı yapılması bizleri ve firmalarımızı çok memnun etmiştir. Çok teşekkür ederiz.

Artık firmalarımız Direktif kapsamında hazırlaması gereken raporları hazırlayarak sundular. Bundan sonra bu önlemlerin alınabilmesi için tesislerde çok büyük yatırımların yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda talebimiz; AB Fonları kullanarak yapılacak yatırımlar konusunda teşvik ya da destek mekanizmasının oluşturulmasıdır.

Guterres’ten ülke liderlerine karantina bağlantılı “aile içi şiddet” uyarısı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (TURKISH JOURNAL) – Selçuk Acar – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptığı açıklamada, Antonio Guterres yazılı açıklama yaparak, COVID-19 salgınının neden olduğu ekonomik ve sosyal sorunlar ile kısıtlamaların dünya genelinde aile içi şiddeti artırdığı uyarısında bulundu.

Guterres video mesajında birçok ülkede birkaç haftadadır COVID-19 karantinaları yüzünden, bazı ülkelerde “Aile içi şiddette korkunç bir küresel dalgalanma olduğunu gördük” diyerek hükumetlerden salgınla ilgili planlarında bu konuda koruyucu önlemlerle şiddetin önlemler almalarını istedi.

Açıklamasında, “Şiddet savaş alanı ile sınırlı değil. Birçok kadın ve kız çocuğu için tehdit, en güvenli olmaları gereken yerde en büyüğüdür: kendi evlerinde.” ifadelerine yer veren Guterres, “Tüm hükümetleri, kadınlara karşı şiddetin önlenmesi ve giderilmesini COVID-19 için ulusal müdahale planlarının önemli bir parçası haline getirmeye çağırıyorum.” dedi.

Guterres ayrıca, şiddet yanlısı istismarcıların ise cezalandırılması için yargı sistemlerinin çalışması için yargı sisteminin çalışmasına vurgu yaptı.

BM’ye göre, aile içi şiddet yardım hatlarına yapılan çağrılar Lübnan ve Malezya’da iki katına, Çin’de ise üç katına çıktı. Aile için şiddetin arttığı ülkeler arasında, Türkiye ile birlikte, ABD, Fransa, Hindistan, Avustralya ve Güney Afrika da yer alıyor.

Avustralya’da aile için şiddette yüzde 75 artış yaşanırken, İngiltere’de Ulusal Aile İçi İstismar Yardım Hattına yapılan çağrılara göre bu konuda yüzde 25 civarında bir artış görüldü.