Koronavirüs Nedeniyle Evden Çalışanlar Hangi Haklara Sahip?

Koronavirüs salgını sonrası tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok şirket evden çalışma modeline geçti. Google’ın 11 Nisan’da paylaştığı verilere göre Türkiye’de iş yerlerindeki yoğunluk oranı yüzde 78’e kadar azalmış durumda. Evden çalışma ile iş yerinde çalışma arasında hukuki olarak bir fark olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Prof. Dr. Berrin Ceylan Ataman, “4857 sayılı İş Yasası’na göre evden çalışma ile fiili çalışma arasında bir fark bulunmuyor. Uzaktan çalışanlar farklı bir işleme tabi tutulamaz” diyor.

Koronavirüs Nedeniyle Evden Çalışanlar Hangi Haklara Sahip?

DHA‘ya konuşan Altınbaş Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Ceylan Ataman koronavirüs salgınıyla mücadele için hükümetlerin esnek çalışma yöntemleri arasında yer alan evden çalışmayı teşvik etmeye yöneldiğini hatırlattı ve 4857 sayılı İş Yasası’na göre evden çalışma ile fiili çalışma arasında bir fark bulunmadığını söyledi.

Ataman, “Daha açık bir ifadeyle uzaktan çalışanlar farklı bir işleme tabi tutulamaz. Prensip olarak, işverenler personelini evden çalışmaya zorlayamaz ancak istisnai dönemlerde bu tür önlemlere başvurulabilir” diye konuştu.

“Taraflar açısından iş akdi aynen devam eder”

"Taraflar açısından iş akdi aynen devam eder"

“Covid-19 salgınına karşı hükümetin aldığı önlemler çerçevesinde uygulanan evden çalışmanın bir zorunluluktan doğduğu göz ardı edilmemeli” diyen Prof. Dr. Ataman şöyle devam etti:

“Öte yandan bugün itibariyle çalışanın tercihinden kaynaklı olmaksızın evden çalışıyor olmak da geçici bir durumdur, pandemi kontrol altına alındığında yeniden işyerine dönüş olacaktır. Bu çerçevede uzaktan çalışmada taraflar açısından iş akdi aynen devam etmektedir.”

“Sosyal bilimciler açısından bir laboratuvar”

"Sosyal bilimciler açısından bir laboratuvar"

Koronavirüs salgınının etkisiyle yaşananları “sosyal bilimciler açısından bir laboratuvar” olarak nitelendiren Prof. Dr. Berrin Ceylan Ataman, “Şu an için gözlemlerimizden ve kendi yaşadığımız deneyimlerden, birbirimizden öğrendiklerimizden aktarabileceğimiz pek çok bilgi ve bulgu var. Evden çalışmanın yarattığı fırsatlar ve zorluklara ait bulgular da bunlardan biridir” dedi.

Zamanı esnek kullanma fırsatı ve işe gitmek için yolda geçirilecek zamanın evde geçmesini önemli bir kazanım olarak değerlendiren Ataman “Ancak evde çalışmayı verimli kılmak için ciddi bir çalışma disiplinine ihtiyaç vardır. Evlerde ilgi dağıtacak çok fazla faktörün olması çalışma ortamı açısından bir dezavantaj oluşturur” diye konuştu.

“Kadın emeğine çifte sömürü”

"Kadın emeğine çifte sömürü"

Evden çalışma deneyiminin öne çıkardığı konulardan birinin de kadın emeğinin çifte sömürüsü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Berrin Ceylan Ataman şöyle konuştu:

“Özellikle salgın hastalıktan korumak zorunda olduğumuz yaşlı ebeveynlerden ve ev içi işlere yardım eden diğer kişilerden destek almadan evden çalışmak bir anne için hiç kolay olmuyor. Öte yandan tüm ev halkının da evden çalıştıkları ve okul çağındaki çocukların da evden uzaktan eğitim aldıkları gibi bir senaryoyu hazırlıksız yönetmek de oldukça zordur.”

Kadınların evde de en az ofiste çalıştığı kadar, hatta ofistekinden daha çok çalışmasının da yaşanan sürecin ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri olduğunu dile getiren Berrin Ceylan Ataman, “Belki hiçbirimiz evden çalışmanın ofistekinden daha fazla çalışmayı gerektireceğini düşünmemiştik” dedi.

“Evden çalışmaya hazırlıksız yakalandık”

"Evden çalışmaya hazırlıksız yakalandık"

Toplumun evden çalışmaya hazırlıksız yakalandığını belirten Berrin Ceylan Ataman “Bu da ev ve iş hayatı arasındaki fiziksel sınırın kalkmasındaki uyumu zorlaştırdı. Evden çalışmak ev yaşamını hem mekansal hem de sosyal olarak yeniden organize etmeyi gerektirir. Bu da evlerde daha geniş ve özel mekanlar yaratarak mümkün. Çalışanların yeniden işyerlerine ve çocukların da okullarına dönmeyi hayal ettiği günler yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.