ARTICLES

Doğru Meslek Seçimi Nasıl Yapılır?

Ne demiş Konfuçyüs: “ Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız “. Ancak günümüz şartlarında birçoğumuz dilediğimiz, mutlu olacağımız, keyif alacağımız işi yapamıyoruz. Buna bazen hayat şartları, bazen yanlış seçilmiş bir bölüm, bazen de ne istediğimizi tam olarak bilememek neden olabiliyor. Eminiz birçoğunuz puanınız hangi bölümü tuttuysa o bölümü okumak zorunda kaldınız, bir kısmınız ailelerinizin istediği meslekleri seçtiniz, bir kısmınız iyi para kazandığınız için sevmediğiniz işlerde çalışıyorsunuz, bir kısmınız ise ne yazık ki işinizi sevmediğiniz halde bir takım mecburiyetler sebebiyle olduğunuz yerden kımıldayamıyorsunuz.

Bu yazımızın amacı hem yolun henüz başında olan arkadaşlarımıza, hem de işinden memnun olmayan ama ne yapacağını bilemeyen kişilere doğru meslek seçiminin nasıl yapılabileceği konusunda fikir vermek. Haydi başlayalım!

Kendinizi Tanıyın

Kendinizi tanıyarak işe başlamalısınız. Öncelikle güçlü yönleriniz nelernasıl bir kişiliğiniz var, nelerden hoşlanırsınız, hangi alanlarda iyisiniz, ilgi alanlarınız, hobileriniz, yetenekleriniz, becerileriniz neler gibi soruları cevaplandırmalısınız. Hangi mesleği seçmeniz gerektiğini bulmak için kendinizi iyi tanımanız gerekmektedir. Böylece hangi işin sizi mutlu edeceğini, hangi işin hoşunuza gideceğini ve hangi işin sizi tatmin edeceğini bilirsiniz.

Mesela hobilerinizi ele alalım. Hobileriniz var mı? Hiç bunları işiniz haline getirmeyi düşündünüz mü? Diyelim ki bunu başardınız, düşünsenize ne kadar mutlu olurdunuz. Keyif aldığınız, sizi mutlu edecek bir şeyler yapardınız ve bir de üstüne para kazanırdınız. Neden olmasın? Spor yapmayı mı seviyorsunuz o halde eğitim alıp spor eğitmeni olamaz mısınız? Çizime ve sanata mı ilginiz var, grafik tasarımcısı olmayı düşündünüz mü hiç? Mutfağa mı ilginiz var, neden bir mekan açıp ellerinizle hazırladığınız ürünleri satmıyorsunuz? Daha bunun gibi birçok örnek verebiliriz. Hadi biraz düşünün, var mı işe dönüştürebileceğiniz bir hobiniz?

Biraz da yeteneklerinize göz atalım. Okul hayatınız boyunca hangi alanlarda iyiydiniz şöyle bir gözden geçirin. Ya da okul hayatınız dışında, günlük hayatınızdaki yetenekleriniz ve becerileriniz neler? Mesela bazı kişilerin tamir yeteneği vardır, bazıları dekorasyondan iyi anlar, bazıları dikişte iyidir, bazıları ise arabalar konusunda hem ilgili hem de bilgilidir. Bazı kişilerin ise bu tarz belirgin yetenekleri olmasa da insan ilişkileri iyidir, birileri ile ilgilenmeyi severler ya da birilerine yardımcı olmak hoşlarına gider. Bu ve bunun gibi birçok yerden farklı bir iş fikri doğabilir. Örneğin başkaları ile ilgilenmeyi, birilerine yardım etmeyi seven ve insan ilişkileri iyi olan biriyseniz hemşirelik, yönetici asistanlığı ya da ofis yöneticiliği gibi meslekleri düşünebilirsiniz.

Diyelim ki kendinizi tanımakta, neyi istediğinizi bulmakta, yeteneklerinizi ya da hobilerinizi belirlemekte zorlanıyorsunuz. Böyle bir durumda da ailenize, arkadaşlarınıza ya da öğretmenlerinize danışıp, onların fikirlerini alabilirsiniz. Onların söyleyeceği bir cümle ya da verecekleri bir ipucu kendinizi daha iyi tanımanıza yardımcı olabilir.

Nasıl Bir Ortamda Çalışmak İstediğinize Karar Verin

Bir işi sevmenizi sağlayacak etkenlerden bir tanesi de çalışma ortamınızdır. Çalıştığınız yer ve çalışma koşullarınız bu anlamda oldukça önemlidir. Ofiste, belirli saatler dahilinde çalışmak mı, yoksa daha serbest saatlerde çalışabileceğiniz ve bir ofise bağımlı olmayacağınız bir işte çalışmak mı ilginizi çeker? Bazı kişiler düzeni sever ve her gün aynı saatlerde, aynı yerde olmak onları tatmin eder. Bazı kişiler ise özgür olmak ister, çalışma saatlerini ve çalışma yerini kendi belirlemek ister ya da en azından çalışma saatlerinin bir kısmını ofiste bir kısmını dışarıda geçirmeyi tercih eder. Peki, siz nasıl bir ortamda çalışmak istersiniz? Daha önce hiç düşündünüz mü?

Finansal Durumunuzu Gözden Geçirin

Elbette işin bir de maddi boyutu var. Hangi mesleği seçeceğinize karar vermeden ya da iş değişikliğine kalkışmadan önce finansal durumunuzu gözden geçirmeniz gerekir.

Bazı meslekler özel eğitimler gerektirebilir ve bu tür eğitimler için yüksek bir bütçe gerekebilir. Ancak böyle bir durumda bile hayal kırıklığına uğramamalı ve part-time işler, çeşitli kurumlardan alabileceğiniz burslar gibi imkanları değerlendirmeli, hayallerinizin peşinden koşmalısınız.

Aynı değerlendirmeyi hali hazırda bir işte çalışıyor ama iş değiştirmek istiyorsanız da yapmalısınız. Çünkü finansal durumunuz müsait değilse ani bir kararla işinizden ayrılıp, sonrasında istediğiniz mesleği elde edene kadar zor günler yaşayabilirsiniz. Bu sebeple gerçekten mutlu olacağınızı düşündüğünüz mesleği bulduğunuzda maddi durumunuzu gözden geçirmelisiniz. Eğer maddi anlamda bir zorluk yaşamayacağınızı görürseniz, süratle yeni mesleğinize ulaşmak için çalışmalara başlayabilirsiniz.

Eğer kendi işinizi kurmaya karar verirseniz o zaman finansal durumunuzu gözden geçirme konusunda daha da hassas olmalısınız. Çünkü sıfırdan bir iş kurmak genellikle ciddi harcamalar gerektirir. Diyelim ki yıllardır hayalini kurduğunuz cafeyi açmaya karar verdiniz ve bunun için hazırlıklara başladınız. Elinizde ne kadar paranız var, ilk aşamada ne gibi maliyetleriniz olacak, sonrasında ne tutarda sabit ve değişken giderleriniz olacak, yanınızda birileri çalışacak mı, işler istediğiniz gibi gitmezse kendinizi maddi anlamda idare edebilecek misiniz? Bu ve bunun gibi daha birçok soruyu kendinize sormalısınız. Eğer maddi anlamda kendinize güvenir, azminizi ve isteğinizi kaybetmez, iyi bir planlama yapar ve yılmadan çalışırsanız başarı da büyük ihtimalle sizinle olacaktır.

İş Değiştiremeyecek Olanlara Bazı Öneriler

Bazı durumlarda yeni bir mesleğe geçiş yapmak hayal olabilir ve kişi mevcut mesleğine devam etmek zorunda kalabilir. Ancak böyle bir durumda da moralinizi bozmamalı ve hali hazırdaki işinizde mutlu olabilmek için elinizden geleni yapmalısınız. İşte birkaç öneri:

  • Eğer istediğiniz işte çalışmıyorsanız, iş dışındaki hayatınızda mutlu olmaya çalışın. Ailenizle keyifli zamanlar geçirin, hobiler edinin, seyahatlere çıkın. Harcamalarınızı karşılayacak bir işiniz olduğu için şanslı olduğunuzu unutmayın ve hayatınızın sizi keyiflendiren kısımlarına odaklanın. Eğer çalıştığınız sırada hafta sonu eşinizle tatile çıkacağınız ya da iş çıkışı arkadaşlarınızla bir şeyler içeceğiniz aklınıza gelirse işinize daha kolay konsantre olabilirsiniz.
  • Rutin işiniz dışında farklı projeler ya da görevler için gönüllü olun. Yeni görevler almak ve yeni şeyler öğrenmek can sıkıntınızı azaltabilir. Böylece hem kendinizi geliştirmiş ve özgeçmişinizi iyileştirmiş olursunuz, hem de işinize renk katarsınız. Ayrıca bu isteğiniz patronunuzun da hoşuna gidecektir.
  • İş yerinde arkadaşlıklar kurun. Eğer sevdiğiniz, sohbet edebileceğiniz ve bir şeyler paylaşabileceğiniz arkadaşlarınız olursa iş performansınız olumlu etkilenebilir, gününüz daha iyi geçer ve stresiniz biraz da olsa azalır.
  • Ve son olarak, her ne kadar şu anda olduğunuz yerden kıpırdayamıyorsanız da durumlar ileride bir gün değişebilir. Bu nedenle siz planlarınızı yapmaya devam edin, çalışmayı istediğiniz yerlere CV’nizi gönderin, yeni çevreler edinin ve bu çevrelerle iletişim halinde olun, farklı bir mesleğe geçiş yapmak istiyorsanız o meslekle ilgili daha fazla bilgi sahibi olmaya çalışın, konuyla ilgili kitaplar okuyun, imkanlarınız dahilinde eğitimlere katılın, eğer bir gün kendi işinizi kurmayı hayal ediyorsanız para biriktirmeye çalışın.

Mesleğinizi seviyor musunuz?

Ne kadar çok bu soruyu sorarız kendimize, değil mi? İlk başlarken çok sorgulamayız. Çünkü bir bilinmeyen vardır. Ama yine de bu mesleğe ait miyim, beni nasıl bir gelecek bekliyor diye sorgularız. Tüm bu sorgulamaların altında seçtiğim şeyi yaparak mutlu olacak mıyım endişesi vardır. Çünkü seçtiğimiz şey her ne ise bizden diğer tüm olasılıkları alır, masa başında bir iş seçiyorsak, dışarıda olma olasılığımızdan vazgeçmişizdir.  Yazarak bir iş yapmayı seçtiysek konuşma ihtimalimizden vazgeçmişizdir.  Hesap, kitap, düzen seçtiysek uçuk kaçık yaratıcı olma ihtimalimizden vazgeçmişizdir. Oysa biz daha nasıl bir geleceğin bizi mutlu edeceğinden bile emin değilizdir. Ve daha neyi seveceğimizi bilmeden bütün olasılıklardan vazgeçip bir olasılığı yaşamak, solumak üzere tercih etmişizdir.

Her yeni yılda, biraz terfi, biraz emeklilik yaklaştıkça içeride bir ürperti başlar, doğru yerde miyim diye ama ilk akla gelen cümle “Eğer bir şeyler düşünürsem ve bu yanıt hayır ise her şeye bu saatten sonra yeniden başlayamam”dır.  Öyle olduğu için içimizdeki yanıtı bırakın, soruyu bile duymak istemeyiz. Öyle bir an gelir ki artık her sabah uyanmak işkencedir, işte iken gözümüz mesainin biteceği saattin gelişini beklerken sadece saattedir. Giydiğimiz o kıyafetler sanki hareket etmememizi engelleyen bizim prangamız haline gelen üniformalardır.  Sorun o kadar büyür ki her gün ölüm kalım savaşı verir gibi kendimizi artık ait olmadığımız o iş alanına sürükleriz. Her olan olayda ne kadar anlaşılmadığımızı, ne kadar oraya ait olmadığımızı, ne kadar zamanı boşa harcadığımızı düşünürüz. Ve giderek içeride özgürlük sesleri zafer kazanmaya başlar, emekliliğimiz yakınsa gün sayıp kurtulmaya, değilse kendi sabunumuzu, kendi çiçeğimizi yapma, küçük bir butik kafe açma, küçük sebzeler yetiştirme hayali ile her yeni güne başlarız. Yaşadığımız her şeyi içindekilerle terk edip baştan küçücük bir yaşama başlama hayali ile yeniden yaşama tutunma ihtimalini ararız. Böyle mi olmalıdır? Her şeyi bırakıp uzaklara gidip daha küçük basit bir el işçiliği ile mi yaşama ihtimalimizin hayali  kendimizi canlı hissetmek için tek olasılığımız mıdır? Belki de tüm bunlar şu andaki yaşamlarımızı yönetemediğimiz içindir.

Hayat gerçekten zorlaştı. Teknoloji oldukça ilerledi, beklentiler yükseldi, Google sayesinde bilgi obesitesi olan insanlar rakiplerini küçük çevrelerden tüm dünya olasılıklarına taşıdı. Bu da belki hiçbir zaman tatmin olmamamızı, kendimizi başarılı hissetmememizi, güvende hissetmememizi sağladı. Olasılıklar arttıkça yaşamadığımız ve vazgeçtiğimiz olasılık ihtimalleri bile bizi daha çok yoksun hissettirdi. Tüm bunların ardında büyük bir gerçeği unuttuk. Mesleğin ne ve neden olduğunu! Meslek şu anki bakış açımız ile yaşamamızı sağlayan, bize para getiren ve toplumda bizim kabul görmemiz için gerekli bir araç haline geldi.

Mesleğin tanımına baktığımızda aslında bir kişinin doğuştan veya sonradan eğitim ve öğretim yolu ile edindiği yetenekleri toplum yararı için, bir iş üretmek için kullandığı alandır. Bu aslında bizim var olmayı seçtiğimiz, kendi yaratıcı ve üretici tarafımızı deneyimlemeyi seçtiğimiz, kendi yeteneklerimizi bir şeylerin yararı için seçtiğimiz gerçeğidir. Kendimizi geliştirmeyi seçtiğimiz bu alanlar yerine şimdi ise sadece orada bize dikte edilenleri yaparsak karşılığında yaşamak için bize ödenecek bedeller için çalışan vasıfsız elemanlar gibiyiz. Oysa biz var oluşumuz sebebimize kitleleri etkileyecek bir amaç, kendimizi faydalı hissetme dürtüsü, toplumsal birlik duygusunda kendimizin en güçlü veya en vasıflı alanını yarar duygusu ile paylaşma arzusu sonucunda bir meslek edinmeyi niyet etmiştik. Hayatın her alanında olduğu gibi bir süre sonra nedenlerimizi unutuyoruz. Kimi zaman bu ilişkilerimizde de böyledir, birbirimizi sevdiğimiz için bir hayat paylaşmayı seçmişken bir süre sonra ilişkiyi yöneten sevgi ilişkisinden çıkar ilişkisine döner ve birbirimizin hayatına ne katıp ne aldığımızın matematiksel hesabına döneriz. Bazen neden ebeveyn olduğumuzu bile unuturuz. O bize ilk adımı attıran küçük hevesleri, derin heyecanları zaman geçince hatırlamayız bile.  İşte bu döngülere kapılıp kendimizden uzaklaştığımızda yeniden nedenlerimizi hatırlamamız gerekir, bizim en büyük mesleğimiz kendimizizdir. Kendi vasıflarımızı, yeteneklerimizi tanımak, kendimizi üretmek için hangi alanda hayatı deneyimleyeceğimizi seçmek ve yaşadığımızı hissetmek için zamanımızı neyle geçireceğimize karar vermektir. Ancak biz yönetemediğimiz stres, yönetemediğimiz iş ilişkileri, yönetemediğimiz zamandan çıkış yolu bulmak için, tek seçeneğimiz içindeki kendimizin de olduğu yaşamlarımızı terk edip kaçmak gibi gözüküyor. İşte tam bu duygu geldiği anda durup uyanmamız gerekiyor. O da bir tek gerçek mesleğimiz olduğunu hatırlamamız gerekiyor. O da kendimiziz.

Mesleğimiz kendimizi tanımak, yeteneklerimizi bulmak, yaşama karşı güçlenmek.  Yaşamda neyi, neden deneyimlediğimizi hatırlamak. Kalanında bazen bilgi, bazen gözlem bizi yönetemediğimiz dünyaları yeniden keşfetmeye ve yeni kendi dünyamızı kurmak için doğru yere yönlendirmeye giden yol olacaktır. Stresi yönetmek istiyorsak beynimizi ve bedenimizi iyi tanımamız gerekir, ilişkileri yönetmek istiyorsak kendimizin ve insanların duygularını, algılarını tanımamız gerekir, zamanı yönetmek istiyorsak da bizim zamanımızı neyin çaldığını, özellikle teknolojinin nöro hormon dengemizle bağını tanımamız gerek. Tüm donanıma sahip olduğumuzda ise artık tükenmeyip yeniden üretme gücüne sahip olduğumuz için işte o an gerçekten ikinci mesleklerimizi seçebilir hale geleceğizdir. Ama unutmayın ilk meslek kendimizi gerçekleştirmek

Mesleğinizi seviyor musunuz?

Ne kadar çok bu soruyu sorarız kendimize, değil mi? İlk başlarken çok sorgulamayız. Çünkü bir bilinmeyen vardır. Ama yine de bu mesleğe ait miyim, beni nasıl bir gelecek bekliyor diye sorgularız. Tüm bu sorgulamaların altında seçtiğim şeyi yaparak mutlu olacak mıyım endişesi vardır. Çünkü seçtiğimiz şey her ne ise bizden diğer tüm olasılıkları alır, masa başında bir iş seçiyorsak, dışarıda olma olasılığımızdan vazgeçmişizdir.  Yazarak bir iş yapmayı seçtiysek konuşma ihtimalimizden vazgeçmişizdir.  Hesap, kitap, düzen seçtiysek uçuk kaçık yaratıcı olma ihtimalimizden vazgeçmişizdir. Oysa biz daha nasıl bir geleceğin bizi mutlu edeceğinden bile emin değilizdir. Ve daha neyi seveceğimizi bilmeden bütün olasılıklardan vazgeçip bir olasılığı yaşamak, solumak üzere tercih etmişizdir.

Her yeni yılda, biraz terfi, biraz emeklilik yaklaştıkça içeride bir ürperti başlar, doğru yerde miyim diye ama ilk akla gelen cümle “Eğer bir şeyler düşünürsem ve bu yanıt hayır ise her şeye bu saatten sonra yeniden başlayamam”dır.  Öyle olduğu için içimizdeki yanıtı bırakın, soruyu bile duymak istemeyiz. Öyle bir an gelir ki artık her sabah uyanmak işkencedir, işte iken gözümüz mesainin biteceği saattin gelişini beklerken sadece saattedir. Giydiğimiz o kıyafetler sanki hareket etmememizi engelleyen bizim prangamız haline gelen üniformalardır.  Sorun o kadar büyür ki her gün ölüm kalım savaşı verir gibi kendimizi artık ait olmadığımız o iş alanına sürükleriz. Her olan olayda ne kadar anlaşılmadığımızı, ne kadar oraya ait olmadığımızı, ne kadar zamanı boşa harcadığımızı düşünürüz. Ve giderek içeride özgürlük sesleri zafer kazanmaya başlar, emekliliğimiz yakınsa gün sayıp kurtulmaya, değilse kendi sabunumuzu, kendi çiçeğimizi yapma, küçük bir butik kafe açma, küçük sebzeler yetiştirme hayali ile her yeni güne başlarız. Yaşadığımız her şeyi içindekilerle terk edip baştan küçücük bir yaşama başlama hayali ile yeniden yaşama tutunma ihtimalini ararız. Böyle mi olmalıdır? Her şeyi bırakıp uzaklara gidip daha küçük basit bir el işçiliği ile mi yaşama ihtimalimizin hayali  kendimizi canlı hissetmek için tek olasılığımız mıdır? Belki de tüm bunlar şu andaki yaşamlarımızı yönetemediğimiz içindir.

Hayat gerçekten zorlaştı. Teknoloji oldukça ilerledi, beklentiler yükseldi, Google sayesinde bilgi obesitesi olan insanlar rakiplerini küçük çevrelerden tüm dünya olasılıklarına taşıdı. Bu da belki hiçbir zaman tatmin olmamamızı, kendimizi başarılı hissetmememizi, güvende hissetmememizi sağladı. Olasılıklar arttıkça yaşamadığımız ve vazgeçtiğimiz olasılık ihtimalleri bile bizi daha çok yoksun hissettirdi. Tüm bunların ardında büyük bir gerçeği unuttuk. Mesleğin ne ve neden olduğunu! Meslek şu anki bakış açımız ile yaşamamızı sağlayan, bize para getiren ve toplumda bizim kabul görmemiz için gerekli bir araç haline geldi. 

Girişimciler İçin Yenilikçi ve Kazançlı İş Fikirleri

1. Evde Sabun Yapmak

Farklı aromalarla en sağlıklı sabunların yapılması için büyük bir imalathane gerekmiyor. Butik üretim mantığı ile evde sabun üretmek oldukça mantıklı bir seçenek olarak ön plana çıkıyor. Farklı kalıplar ve sabun üretimi için gerekli malzemeler alındığında evden para kazanmak kolaylaşıyor. Bu süreçte sosyal medyanın da önemi elbette ki yadsınamıyor. Yaptıkları sabunları konsept fotoğraflarla internet sitelerine yada sosyal medya hesaplarına koyanlar düzenli sipariş alma ayrıcalığını yaşayabiliyor.

2. Uzman Olduğunuz Alanlarda Özel Ders Vermek

Bir müzik enstrümanını çok iyi çalıyorsanız ya da öğrencilerin ilgi duyduğu derslerde yüksek bilgi birikimine sahipseniz evinizde özel ders vererek para kazanabilirsiniz. Aynı şekilde yabancı dilinize güveniyorsanız uzmanlaştığınız dilde özel ders vererek yüksek kazanç elde edebilirsiniz. Üstelik bu iş fikri için sermayeye de gereksiniminiz olmaz. Evinizin rahatlığında, belirlediğiniz saatlerde uzmanlığınız üzerinden para kazanmak için özel ders vermeye başlayabilirsiniz. Referanslarınız çoğaldıkça birim ücretinizi de arttırarak daha yüksek kazançlar sağlayabilirsiniz.

3. Filografi Sanatı; Sanatçı Ruhlar İçin Evden Para Kazanma Yöntemi

El emeği göz nuru filografi eserlerini yapıp satarak para kazanmanın en keyifli hallerini yaşayabilirsiniz. Büyük bir emek sonucu ortaya çıkan ürünleri internet üzerinden tanıtarak satışlarınızı arttırabilirsiniz. Daha önce filografi sanatı hakkında bilginiz varsa işiniz kolaylaşır ancak fikriniz olmasa bile internetten filografi yapımı ve filografi örnekleri hakkında birçok kaynak bulabilirsiniz.

4. Çocuk Bakıcılığı

Çocuklarla aranız iyiyse, onlarla zaman geçirmek sizi fazlasıyla mutlu ediyorsa ve bir de çocuk bakımı hakkında bilginiz varsa evinizde çocuk bakarak güzel kazançlar elde edebilirsiniz. Evli çiftlerin yoğun iş tempoları nedeniyle çok ihtiyaç duydukları profesyonellerden biri haline gelerek düzenli gelir sağlayabilirsiniz. Çocuk bakıcılığına alternatif olarak yaşlı bakımı alanında da hizmetlerinizi özelleştirebilirsiniz. Kendi evinizde olmasa dahi yüksek gelir kazanabileceğiniz bu iş fikrini es geçmemelisiniz.

5. Fastfood’a Alternatif Olun; Ev Yemekleri Yapmak

Ev yemekleri satan lokantalara ya da iş yoğunluğu nedeniyle yemek yapacak zaman bulamayan hedef kitleye satış yapmak istiyorsanız evde para kazanma yolları dendiğinde akla ilk gelenlerden olan yemek yapımına girişebilirsiniz. Bu süreçte maharetiniz ve yemek yaparken ki titizliğinizle doğru orantılı olarak karlılığınızı arttırabilirsiniz. Geleneksel Türk mutfağı yemek çeşitlerine dünya mutfağından da lezzetler ekleyerek ev yemekleri yapımı kazanç eşiğinizi yükseltebilirsiniz.

6. Müşteriye Özel El İşleri Yapıp Satmak

Keçeden takılar, organik iplerden oyuncaklar, anahtarlıklar, dekoratif nesneler yaparak el emeğinizin karşılığını alabilirsiniz. Ürettiğiniz eşyaları sosyal medya aracılığı ile tanıtarak yüksek kazanç sağlayabilirsiniz. El işleri yaparak para kazanmak istiyorsanız internet üzerinden “Nasıl Yapılır?” videolarını izlemenizi tavsiye ediyoruz. Birçok farklı örnek yapımının gösterildiği bu videolardan öğreneceklerinizle sıra dışı el işleri ortaya koyabilirsiniz.

7. Kozmetik Ürünler Üretmek

Tamamen doğal malzemelerle birbirinden güzel kokulu vücut nemlendiricileri, kremler, şampuanlar ve az öncede belirttiğimiz gibi sabunlar üreterek kısa sürede dikkat çekebilirsiniz. Aynı şekilde efsane esansları bir araya getirerek hoş kokulu parfümler de üretebilirsiniz. Evde para kazanma yolları arasında sıyrılan bu iş fikri ile girişimcilik kariyerinizi başlatabilirsiniz. Yine de kozmetik ürünlerin sağlık ile yakından ilgili olduğunu göz ardı etmemeli ve ürünlerinizde kimyasal kullanmamaya dikkat etmelisiniz.

KANADA’DA MASTER EĞİTİMİ ALABİLECEĞİNİZ EN İYİ 10 BÖLÜM

Kanada, dünyanın en iyi yurtdışı eğitim alabileceğiniz ülkelerinden biridir. Her yıl binlerce uluslararası öğrenci, daha kaliteli öğrenim fırsatları, dünya çapında araştırmalara imza atmış üst sınıf akademisyenleri, uluslararası derecelerde ilk sıralarda yer alan üniversiteleri, bütçenize uygun maliyetli ve burslu okuma şansı, öğrenciyken haftada 20 saate kadar çalışma imkanı, mezuniyet sonrası çalışma izni kolaylığı ile Kanada, mükemmel olanaklara sahip harika bir eğitim destinasyonudur. 

Birleşmiş Milletler tarafından yaşamak için dünyanın en iyi yerlerinden biri seçilen ülke, Montreal ve Toronto gibi şehirlerinde sürdürülebilirlik, doğal güzellik ve güvenlik gibi kriterlere bakıldığında yüksek düzeylerde olmasının yanında öğrenciler içinde heyecan verici deneyimler sunar. Kanada’da okumak için bir yüksek lisans programına başvuracak öğrenciler için giriş koşulları katılmak istediğiniz programlara göre değişiklik gösterirken, en az iki yıl sürecek olan programlara başvuru tarihleri ise popüler konularda şansınızı arttırmak için bir yıl önceden hazır olmanızı gerektirebilir. 

Genel olarak dil yeterliliği ve finansman, başvurular için en önemli konular arasındayken, Kanada’da yüksek lisans eğitimi maliyeti 6,900$ ile 25,000$ arasında değişebilir. Ülkede özellikle finansman, grafik tasarım, insan kaynakları, bilgi teknolojisi ve mühendislik gibi popüler konular, hem eğitim hem de iş imkanları ile göz doldurur. Yazımızda Kanada’da master eğitimi alabileceğiniz en iyi 10 bölüme, üniversite seçeneklerine ve ortalama kazançlarına yer verdik!

1-Bilgisayar Bilimleri

Kanada, son yıllarda yurtdışı eğitim ve iş imkanları arayanlar için en popüler ülkedir. Gelişen teknoloji ve büyüyen ekonomisi ile özellikle bilgisayar bilimleri alanında uluslararası öğrencilerin dikkatini çeken Kanada, veri bilimi ve robotik konusunda yüksek lisans programlarında geniş bir yelpaze sunuyor. Projeler, araştırmalar ve BT şirketlerinde staj imkanları ile göz dolduran ülkede, inovasyon alanındaki çalışmalar öğrencilere Blackberry, Hootsuite, Shopify gibi şirketler de sayısız fırsatlar sağlar. Kanada’da bilgisayar bilimleri bölümünden mezun olan öğrenciler, özellikle veritabanı analisti, yazılım mühendisi, bilgisayar programcısı, siber güvenlik uzmanı olarak çalışabilir. 

  • En İyi Okullar: University of Waterloo, University of Toronto. 
  • Ortalama Kazanç Yıllık: 111.010$

2-İnşaat Mühendisliği

İnşaat mühendisliği alanında Kanada’da master okumak isteyen öğrenciler için heyecan verici imkanlar sizi bekler. Genel olarak binaların, yolların, köprülerin, kanalların, barajların tasarım, yapım ve bakımı ile ilgilenen mühendislik dallarından biri olan inşaat mühendisliği, çok sayıda iş fırsatı ile göz doldurur. Kanada’da bu alanda master programları 1-2 yılda tamamlanırken, uluslararası öğrenciler için giriş koşulları arasında 4 yıllık bir lisans derecesini tamamlamış olmak ve TOEFL test sonucu ilk sırada yer alır. Kanada’da inşaat mühendisliği yüksek lisans eğitimi sunan üniversitelere burada ulaşabilirsiniz. 

  • En İyi Okullar: University of British Columbia, Queen’s University
  • Ortalama Kazanç Yıllık: 83.088$

3-Eczacılık

Kanada’da yüksek lisans eğitimine başvuran öğrenciler arasında oldukça popüler olan eczacılık bölümü, pratik temel eğitim ile uygulamalı çalışmaları birleştiren bir alt yapıya sahiptir. Eczacılık bölümü giriş gereksinimleri arasında TOEFL ya da IELTS skoru, lisans diploması, GRE test sonucu yer alır. Master eğitimi, staj ve tezin yanı sıra araştırma odaklı dersleri içerir. Eczacılık derecesi ile uluslararası öğrenciler, Kanada’da özel ilaç firmalarında teknisyen, hastane ve kliniklerde eczacı ya da ilaç sektöründe danışman, satış ve pazarlama departmanlarında iş imkanı bulabilir. Kanada, gelişen eczacılık sektörü, güçlü ekonomisi ve üniversitelerin sanayi ile olan ilişkileri nedeniyle eğitim için harcadığınız parayı mezun olduktan sonra birkaç yılda hızlı bir şekilde kazanabileceğiniz harika fırsatlar sunar. 

  • En İyi Okullar: University of Waterloo, Dalhousie University, Memorial University of Newfoundland.
  • Ortalama Kazanç Yıllık: 120,000$

4-Elektrik Mühendisliği

Elektrik mühendisliği, elektrik ve elektronik sistemlerini anlamak, tasarlamak ve üretmekle ilgili son yılların en popüler mühendislik dalları arasındadır. Kanada’da elektrik mühendisliği alanında yüksek lisans programları çok çeşitlidir ve öğrencilerin yaratıcılık, iletişim, mantıksal becerilerini geliştirmeye yöneliktir. Ulaşım, sağlık, inşaat, yapay zeka ve robotikte dahil olmak üzere bir dizi yeni teknolojinin geliştirilmesine, heyecan verici araştırmalara ev sahipliği yapar. Çoğu mühendislik dalları gibi çok güçlü kariyer potansiyeline sahip bölümden mezun olduktan sonra havacılık ve uzay, medya, ulaştırma, savunma ve sağlık sektöründe geniş yelpazede iş imkanları sunar. Kanada’da elektrik mühendisliği master eğitimi veren tüm üniversitelerin listesine buradan ulaşabilirsiniz. 

  • En İyi Okullar: University of British Columbia, Queen’s University
  • Ortalama Kazanç Yıllık: 130.000$

5-İnsan Kaynakları Yönetimi

Kanada’da işgücü piyasası en yüksek bölümler arasında yer alan insan kaynakları yönetimi ile geleceğinizi şekillendirebilirsiniz. İnsan kaynakları bir şirketin en önemli parçalarından biridir ve bu alanda yüksek lisans yapıp uzmanlaşmak, işverenler tarafından en çok aranan niteliklerdir. İnsan kaynakları yönetimi konularında Kanada’da master programları tercih eden uluslararası öğrenciler, mezuniyetten sonra çeşitli şirketler ve kar amacı gütmeyen kuruluşlarda iş imkanı bulurlar.

  • En İyi Okullar: Memorial University of Newfoundland, York University.
  • Ortalama Kazanç Yıllık: 109,492$

6-Ekonomi

Ekonomi, belli bir bölge içerisindeki iş gücü, sermaye ve doğal kaynakların üretim, ticaret, dağıtım, tüketim ve değişimi ile ilgili etkinlikleri inceleyen bilim dalıdır. Genel olarak sınırlı kaynakları yönetmek için en iyi yol olarak ifade edilen ekonomi alanında Kanada, eğitim almak için dünyanın en iyi üniversitelerinden bazılarına sahiptir. Ülkede ekonomi üzerine master programları 1-2 yıl arasında tamamlanırken, genel gereklilikler arasında GRE ve TOEFL puanları gelir. Kanada’da ekonomi dereceleri öğrencilere araştırma ve iletişim, etkili sunum ve problem çözme gibi beceriler kazandırır. Aynı zamanda belirli iş alanlarında mali müşavir, analistçi, yatırım bankacılığı, istatistikçi olarak çalışabilirsiniz.  

  • En İyi Okullar: University of Western Ontario, University of British Columbia, McGill University.
  • Ortalama Kazanç: 80,000$ – 100,000$

7-Makine Mühendisliği

Kanada’da bir üniversitede makine mühendisliği alanında yüksek lisans okumak, modern laboratuvarlarda araştırma fırsatı ve dünya standartlarında eğitim deneyimi sunar. En geniş kapsamlı ve kazançlı mühendislik dallarından biri olan bölümde, özellikle mühendislik yönetimi, operasyon yönetimi, proje yönetimi gibi programlarda master eğitimi alma imkanınız olur. Makine mühendisliği alanında lisansüstü iş piyasası oldukça geniştir ve mezunlarının ilk 6 ayda iş bulduğu bilinmektedir. Kanada’da hem yüksek kazançlı bir işte çalışmak hem de yüksek lisans derecenizle prestijli bir konuma yükselmek isterseniz, makine mühendisliği bölümü tam size göredir. Kanada’da makine mühendisliği yüksek lisans eğitimi veren üniversitelerin listesine buradan ulaşabilirsiniz. 

  • En İyi Okullar: University of Toronto, University of Ottawa, Fanshawe College.
  • Ortalama Kazanç: 93,826$

8-Psikoloji

İnsan aklı ve davranışlarını inceleyen bilim dalı olan psikoloji; kendinizi tanıma, etrafınızdaki insanları daha iyi anlama ve iletişim kurabilme, kritik düşünme gibi çok sayıda beceriyi kazanma imkanı sunar. Kanada’da psikoloji bölümü master programları içinde davranışsal nöroloji, çocuk gelişimi, bilişsel bilim gibi konular yer alır. Bugün Kanada’da psikoloji yüksek lisansını tamamlayan uluslararası öğrenciler, genel olarak dünyanın en kaliteli üniversitelerinde asistanlık yapma imkanına sahiptirler. Aynı zamanda okullar, hastaneler, klinikler ve danışmanlık firmalarında iş fırsatları sunar. 

  • En İyi Okullar: University of
  • Ortalama Kazanç: 93,893$

9-MBA

Kanada, bugün özellikle yerli ve uluslararası, MBA eğitimi almak isteyen öğrenciler için dünyanın en iyi yerlerinden biridir. Ülkede 90’dan fazla MBA programlarına sahip üniversite yer alırken, genel olarak 10 ay ile 2 yıl arasında tamamlanmaktadır. Başvurular için 4 yıllık lisans mezunu olmak, iş deneyimi, GMAT puanı, IELTS ya da TOEFL test sonuçlarından biri ve %70 program tabanlı bir GPA not ortalamasına sahip olmanız gerekir. Kanada’da bir MBA programından mezun olan öğrenciler için ülkede çok sayıda iş imkanı da bulunmaktadır. Kanada’da MBA eğitimi veren üniversitelere buradan göz atabilirsiniz. 

  • En İyi Okullar: University of Western Ontario, University of British Columbia, McGill University.
  • Ortalama Kazanç: 80,000$

10-Petrol Mühendisliği

Kanada’da yüksek lisans eğitimi alabileceğiniz en iyi bölümler arasında yer alan petrol mühendisliği, dünya çapında ham petrol ve doğal gaz rezervlerinin bulunması, üretimi ve yönetimi ile ilgili alandır. Genel olarak yüksek kazançlı işler arasında son yıllarda üst sıralarda yer alan petrol mühendisliği bölümünden mezun olan öğrenciler, özellikle ülkede Alberta bölgesinde istihdam olanakları bulur. Zira Kanada, dünyanın üçüncü büyük petrol rezervlerine sahip ülkesidir. Bu açıdan hükümet ve özel sektörlerde artan iş fırsatlarının sizi beklediğini söylemekte fayda var. 

  • En İyi Okullar: University of Calgary, University of Alberta. 
  • Ortalama Kazanç: 95,000$ – 150,000$

Author Leyla Ozluoglu

Kanada'da Master Eğitimi Alabileceğiniz En İyi 10 Bölüm

‘’Her zaman yapamayacağım şeyler üzerine çalışıyorum ki, nasıl yapabileceğimi öğreneyim’’ der, Picasso. Araştırmanın, gezip görmenin, okumanın, yazmanın ve tabii ki çizim yapmanın sonsuz olduğu bir dünyada, öğrendiklerimi paylaşmaktan keyif alıyorum.

Kendine Özgü Nitelikleri Ortaya Çıkar ve Kendin Ol!

Birey; kelime anlamıyla kendine özgü nitelikleri olan kişi anlamında esasında. İşte bu noktada tanımda bir sıkıntı yok ancak sahiden de kendimize özgü müyüz? Tüm kararlarımızı kendi öz kimliğimize göre alıp, tercihlerimizi dış etkenlerden bağımsız yapabiliyor muyuz? …Hayır! Büyük çoğunluğumuz etki faktörlerinin kontrolü altında. Bu faktörler bizi yaşamımızın her alanında iş, aile, dış çevre gibi alanlardan sarmış durumda. İşin en acıklı tarafı da bunun farkında olmamamız. Hatta bunun iyi olduğunu düşünmemiz…

Hiç düşündünüz mü? Neden hayatınızda bir şeyler değişmiyor diye? Biraz daha dikkatle baktığınızda bir engellemeyle karşı karşıyasınızdır. Bu engelleme kimi zaman duygusal, kimi zaman sizin hassas noktalarınıza yönelik, kimi zaman da çok sofistik zekice yöntemlerle yapılıyor. Yapanlar da tabi ki 1.dereceden bilmem kaçıncı dereceye kadar gidebiliyor. Hatta bu siz bile olabilirsiniz.

Burada mevzu bahis bu değildir. Asıl meselenin herkesin sadece kendisi için durumları değiştirmesidir. Burada köprüleri yakalım demiyorum. Ancak dikkat etmemiz gereken şey farkında olmamız. Şu soruyu soralım hemen, hayatımızı biz mi kontrol ediyoruz? Eğer birileri aslında şu istediğim gibi değil, aslında şurada bir etkileme oldu gibi hayıflanıcı cümleler kuruyorsa orada dış etkilere maruz kalınmışlık vardır.

İşte bu noktada hayatınıza kimsenin müdahale etmemesini sağlayabilirsiniz. “Ama ben bunu nasıl yaparım? O benim x dereceden yakınım. Yapamam o benim en iyi arkadaşım, bana bunu yapmamalısın diyorsa yapmasam daha iyi olur”  gibi cümleler duyuyor gibiyim. Ama asla ve asla bunu düşünmemelisiniz. Sizi sizden daha iyi anlayan biri olamaz. Ben size onları dinlemeyin, asla onların dediği olmamalı demiyorum. Tabi ki fikirlerini alın ama eğer siz bu fikirleri uygulamak isterseniz uygulayın, onlar istiyor diye yapmayın. Neden bunu yapmalıyım? diye kendinize sorun. Siz bunun kendi yararınıza olduğuna inanırsanız bunu yapmanız faydalı olacaktır. Ve başkası için yapacaksanız ve buna da fedakarlık diyorsanız fedakarlık bir maskedir, çoğu zaman çok gereksizdir, sizden çok şeyi götürür.

Siz sadece kendinizi tanımalı, sadece kendinizi kontrol etmeli ve kendiniz için yaşamayı ön planda tutmalısınız. Ve sonrasında insanlar sizin ışığınızla güneşlenecekler tabiri caizse. Onlar için üzülerek, onlara fedakarlık yaptığınızı sanarak mutsuzluğunuzla kendi hayatınızı teslim etmiş oluyorsunuz. Kendinizi sevin, insanları anlayın ama asla hayatınızı yönetmelerine izin vermeyin. Ve şunu asla unutmayın; hiç kimse sizin isteklerinizi kendi isteklerinin önüne geçirmez ve bu da ulaşmak istediklerinizi başkalarına sığınarak elde edemeyeceğiniz anlamına geliyor.

İşte bu aşamadan sonra seçkinlikten bahsedebiliriz. Kendi kararlarını alan, potansiyellerini ortaya çıkarıp kullanabilen, özgünleşen, kısaca kendisi gibi olan ışıklaşmış insanlara dönüşebiliriz. Bu da bizi kendimiz olup, kendi yolumuzu çizme konusunda özgürleştirecek ve gerçek bir birey olmamızı sağlayacaktır.

Siz özgünsünüz. Siz herkesten farklısınız. Siz bir başkasınız. Kimsenin sizi yönetemeyeceği kadar farklı algıları, yetenekleri olan ruhlarınızı kendi amaçlarına hizmet etmeleri için özgür bırakmalısınız. Burada bakış açınız, kendinize güveniniz çok önemli. Önce kendinize güvenin. Kendine güvenmeyen bir kişinin başkasına güven duyması imkansızdır. Bu da aslında bir başkasının yönlendirmelerinin istemeden kabul edildiği anlamına geliyor. Sanki mecburiyetten, sanki en iyisi bu olur algısından, sanki çaresizlik duygusundan. Sankileri sonsuza götürebiliriz bu noktada.

Aslında sankinin altında yatan tek şey güvensizliktir. En büyük sorun güvensizlik. Kendimize güvenmediğimizde bizden çokta matah olmayan bir başkasına tamah ederiz. Kendimizi bir kalemde değersizmişçesine harcayarak hem de. Kendine güvenmemek evet sorundur ama bu değişebilir. Sorun tespitleri yapılabilir. Yavaş yavaş değiştirebiliriz bu durumu ama asla bir başkasını “yerimize geçirmemeliyiz”.

Sizin verdiğiniz en kötü karar, sizin hayatınız için bir başkasının vereceği herhangi bir karardan çok daha iyidir. Sizin hayatınız hakkında gerçek anlamda kimsenin hüküm vermesine izin vermemelisiniz. Fikir demiyorum, hüküm diyorum! Direksiyonunuzu kimseye vermemelisiniz!

Tüm özgünlüğünüzle, ışığınızla, varlığınızla kendiniz olup yaşamak seçkinleşmek ve hissedilmek hayattaki her şey demek! Bunlar aslında biziz..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *