Kariyer Gelişim Planlaması Nasıl Oluşturulur?

Bir şirket sahibi olarak yeni teknolojilere ve pazarlama çözümlerine yatırım yapmak kadar çalışanlarınızın kariyerlerine de yatırım yapmalısınız; çünkü şirketiniz büyüdükçe çalışanlarınızın yetkinlikleri de aynı oranda gelişim göstermelidir. Böylece dönüşüme uyum sağlayabilir ve aynı hızda büyümeye devam edebilirsiniz.

Özellikle de teknolojik dönüşümün göz açıp kapayıncaya kadar hızlı ilerlediği bu günlerde çalışanlarınızın kariyer gelişimi süreci için destek sağlamak, hem şirketiniz hem de çalışanlarınızın bireysel kariyerleri için oldukça kritiktir. Bu yüzden şimdi harekete geçme zamanı! Çalışanlarınızın kariyer gelişim planlaması hazırlıklarına başlamak gerekiyor.

Kariyer gelişim planı hazırlıkları başlasın!

Kariyer planlamasını, çalışanlarınızın kariyer hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak ve uzun planlı bir şirket yatırımı olarak düşünebilirsiniz. Hem şirketinizin hem de çalışanlarınızın kazanacağı bir kariyer planlaması ile çalışanlarınızın mutluluk ve tutku ile çalışmasını sağlayabilir, markanızın rekabetçi pazarda daha ön sıralara yer almasını sağlayabilirsiniz.

Yapılan araştırmalara göre bugün, çalışanların yalnızca %20’sinin işini sevmesi ve tutku ile çalışmasında yanlış kariyer planlamasının payının oldukça yüksek olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Work Istitute’in yaptığı araştırmaya göre çalışanların işlerini bırakmalarının en popüler nedenleri arasında kariyer gelişimi eksikliği bulunuyor.

Peki, tutkulu ve gelişime açık bir ekip olabilmek için nasıl hazırlanmak ve kariyer gelişim planını nasıl yapmak gerekiyor? Gelin, detayları adım adım birlikte inceleyelim.

1. Kariyer gelişim planı için hazır olduğunu düşündüğünüz çalışanları belirleyin

Kariyer gelişim planı için harekete geçerken ilk adımınızı hazır olduğunu düşündüğünüz çalışanları belirleyerek atabilirsiniz. Bu çalışanları belirlerken şirketinize olan katkılarını, yeniliklere olan tutkularını ve sahip oldukları potansiyeli değerlendirebilirsiniz. Bu konuyla ilgili destek almak için ise bölüm yöneticilerinizden destek alabilirsiniz.

Her çalışan için bir kariyer gelişim planı hazırlamak mümkün olmayabilir; böyle durumlarda diğer çalışanlarınızı unutmayın! Onlar için de performans iyileştirme planı hazırlayabilirsiniz.

2. Çalışanlarınız ile bir araya gelin ve beklentilerini değerlendirin

Kişiselleştirilmiş kariyer planlaması için hazır olan çalışanlarınızın listesini belirledikten sonra, onları süreçle ilgili bilgilendirmek isteyeceksiniz. Bu konuyla ilgili çalışanlarınıza bir e-posta gönderebilir veya çalışan gelişim planlarınıza yönelik düşüncelerinizi anlatacağınız kısa bir toplantı düzenleyebilirsiniz.

Bu toplantıya tüm detayları gözden geçireceğiniz ve değerlendireceğiniz bir toplantı gözüyle bakmayın. Düşüncelerinizi çalışanınız ile paylaşın. Kariyer gelişim planlaması üzerine düşünmesi ve hazırlanması için ona zaman tanıyın. Kariyer gelişim planı oluştururken çalışanınızın öngörülerinden faydalanabilirsiniz.

Örneğin, kendini bir, üç veya beş yıl sonra nerede görüyor? Şu an için hayalindeki görev ve çalışma alanı nedir? Kariyerine katkı sağlayabileceğini düşündüğü bir kurs veya eğitim programı bulunuyor mu?

Eğer çalışanınızın böyle bir planı ya da düşüncesi yoksa bir sonraki görüşmeniz için bu konularla ilgili araştırma yapacak ve neye ne kadar ilgi gösterdiğini sizinle paylaşacaktır. Aksi takdirde düşüncelerini sizinle paylaşacaktır. Siz de bu sayede şirket stratejinizde çalışanınızı nasıl konumlandırabileceğiniz üzerinde daha somut bilgiler ile kariyer gelişim planı üzerine düşünebilirsiniz.

3. Planlarınızı çalışan bazında değerlendirin

Kariyer gelişim planı hazırlarken dikkat edilmesi gereken en önemli konu, planlamanızın kişi bazında oluşturulmasıdır, yani kişiselleştirilmesidir. Hangi çalışan için neyin iyi olabileceğini değerlendireceğiniz bu aşamada, çalışanınızın mevcut pozisyonu, deneyim seviyesi ve beklentilerini gözden geçirin.

Bu sayede, katılabilecekleri seminerlerden kurslara, üzerinde çalışabilecekleri yeni projelerden alabilecekleri sertifikalara kadar birçok konuda yatırım yapabileceğiniz alanı belirleyebilirsiniz.

Farklı geçmişlere, yeteneklere ve kariyer beklentileri sahip insanlar için aynı gelişim planı işe yaramayacaktır. Bu sebeple kariyer gelişim yönünü kişisel olarak değerlendirmeye önem gösterin.

4. Esnek olamaya hazır olun

Kariyer gelişimi için planlamanız dışında beklentileri olan çalışanlarınız olabilir. Bu çalışanların şirketiniz için halen bir potansiyele sahip olduğunu unutmayın. Kariyerini farklı bir alanda devam ettirmek isteyen çalışanlarınız için şirket stratejinizde ufak değişiklikler yapabilir, kendilerini geliştirmeleri için bir fırsat verebilirsiniz. Bu noktada önemli olan çalışanlarınızla bir araya getirebileceğiniz değerleri belirlemek ve bir araya getirmektir.

5. Uygulanabilir bir plan oluşturun ve süreci gözlemleyin

Çalışanlarınız ile ortak bir kariyer gelişim planı oluşturduktan sonra artık harekete geçebilir ve gelişim için ilk adımı atabilirsiniz. Ayrıca bu süreci hem şirketiniz hem de çalışanınız için daha verimli kılmak için IBM Connections ve benzeri araçlar ile bir üst seviyeye taşıyabilir, daha etkili ve sosyal bir şirket içi etkileşim platformu kurgulayabilirsiniz. Böylece çalışanlarınızı daha yakından takip edebilir, gelişim süreçlerini takip edebilir ve daha verimli kariyer stratejileri üzerine çalışabilirsiniz.

Doğru tasarım ile oluşturduğunuz çalışan etkileşimi ile çalışma verimliliği ve iş performansı konularını belirleyerek sosyal ve gerçek zamanlı çözümler dahi oluşturabilirsiniz. Bu sayede çalışan motivasyonu ve heyecanı eksikliği yaşanmayan bir şirket haline gelebilirsiniz.

Üniversite öğrencilerine mezun olduklarında daha kolay iş bulabilmeleri için öneriler

Bin bir çaba ile çok istediğin veya istemeyerek seçmek zorunda kaldığın bölüme/üniversiteye bir şekilde girdin. Hayırlı uğurlu olsun!  

Özellikle yaşadığın şehrin dışında bir şehirde isen aileden bağımsız ve çok daha özgürsün! Belki de hayatının en güzel, en eğlenceli ve ennn keyifli günlerini yaşayacağını düşünüyor ve mutluluktan uçuyorsun. Ne mutlu sana! 🙂

Üniversite dönemi boyunca yedin, içtin bol bol partiledin! Veya sadece derslere girip, sınavlara çalışarak not ortalamam yüksek olsun da başka bir şey istemem dedin ve deli gibi çalıştın. Zorunlu değil diye staj yapmadın, veya yaptın ama hiçbir farkındalık kazanamadın, hiçbir kulübün etkinliğinde aktif rol oynamadın, çevre edinmedin vs. vs. İlk yıl ikinci yıl derken zamanın nasıl geçtiğini anlamadın! Nasıl bitecek bu üniversite diye kara kara düşünürken geldin zurnanın zırt dediği yere! Yani mezuniyete… Mezun olacaksın çok az zaman kalmış. Hangi alanda çalışacağım? Yaptığım işi sevecek miyim? Ne kadar kazanacağım? İş bulabilecek miyim? Mülakatlarda ne yapacağım? Nasıl bir özgeçmiş hazırlamam gerekiyor? vb. sorular ile kafan karma karışık halde!

İşte mezun olduğunda tüm bunları yaşamaman için bu yazıyı dikkatle okuyup önerileri uygulamaya çalışmanı içinde şiddet olmayan bir şiddetle tavsiye ediyorum.

Üniversite seminerlerimde karşılaştığım çok önemli bir konu var. Genelde ‘’eyvah okul bitiyor şimdi ne yapacağım’’ diye dank ettiği nokta okulun son senesi oluyor. Bu hataya düşmemek ve mezun olduktan sonra çok daha kısa sürede istediğin işe kavuşman için önerilerimi paylaşmak istiyorum.

Umarım bu yazıyı okuduğunda mezun veya mezun olmak üzere değil de henüz okulunun ilk yıllarında olursun. Tabi hiçbir zaman hiçbir şey için geç değil ama ne kadar erken farkındalık kazanırsak ve hedeflerimize ulaşabilmek için minikte olsa atacağımız adımları ne kadar erken atarsak o kadar iyi! Yani mezun olmuşsan bunların hiçbirini yapmadım diye karalar bağlama. İstediğin işi bulman imkânsız değil ama işinin oldukça zor olduğunu söylemek zorundayım. Yeni mezunların iş arama süreci ile ilgili bir yazımı blogumun iş arayanlar kısmında bulabilirsin.

İlk 1-2 yıl içerisinde hangi alan veya pozisyonda uzmanlaşmak istediğini belirlemen en önemli hedefin olmalı. Bunu belirledikten sonra derslerini, stajlarını ve projelerini bu alanı destekleyecek şekilde seçersen mezun olduğunda çok ama çok faydası olacak ve rakiplerinden birkaç adım önde olmanı sağlayacak.  Seçtiğin pozisyona odaklı konferanslar ve seminerlere katılman ve staj, proje, ders seçimini de bu alana odaklı yapman özgeçmişinde bir bütünlük sağlayacak. Değerlendiriciler özgeçmişini incelendiğinde ‘’ evet bu kişi ne istediğini biliyor, kendine hedefler koymuş ve hedef odaklı olarak okulunu bitirmiş’’ diye düşünecekler ve mülakat daveti alman çok daha kolay olacak. Bu arada alan seçme konusunda detaylı yazımın linkini yazının sonunda bulabilirsin.

Sadece not ortalaması ve derece almak için deliler gibi çalışmanın iş bulmana önemli bir katkısı olmayacağını altını çizerek belirtmek istiyorum. Katkısı tabii ki olur ama tek başına yeterli değil.

En temel ve önemli konu alan seçme ve tüm eğitim hayatın boyunca bu alana odaklı seçimler yapman olacak. Bunların dışında aşağıdaki konularda özgeçmişine yazacağın çalışmaların olması da iş arama sürecinde elini güçlendireceğinden emin olabilirsin.

Çünkü işveren ve insan kaynakları çalışanlarının yeni mezunlarda en çok değerlendirmeye aldığı şeyler; Kişi ne istediğini biliyor mu? Eğitim hayatı boyunca hedefine ulaşmak için nasıl adımlar atmış? Hangi özelliklerinin bu işe uygun olduğunun farkında mı? gibi konular üzerinde yoğunlaşıyor.

Bunların dışında;

  • Erasmus – Work&Travel programlarına mutlaka katılmalısın
  • Kulüpler ve etkinliklerde sadece katılımcı olarak değil organizasyonlarda aktif rol almalısın
  • Zorunlu olmasa bile mutlaka staj veya gönüllü çalışmalar yapmalısın
  • Tüm bunları yaparken tanıştığın kişiler ile sağlam bir bağ kurup akılda kalmalısın ve iletişimi mezun olana kadar koparmamalısın
  • Yabancı dilini mümkün olduğunca çok geliştirmelisin
  • Hedeflediğin alanlar ile ilgili seminerler ve eğitimlere katılmalısın.

Öneriler bunlar okul devam ederken tüm bunları yapmak kolay değil biliyorum. Ama imkansız da değil…

Hedeflediğiniz işte başarılı ve topluma yararlı bireyler olmanız dileğiyle…

Yeni mezunlar için iş arama önerileri

İş Kurmak için Dükkan Açma Kredisi Nasıl Çekilir ?

Türk milleti olarak ticarete her zaman ilgimiz olmuştur. Kendi işimizin patronu olmak, kendi yarattığımız dünyanın patronu olmak hemen hepimizin derinlerde bir yerde hayali olarak her zaman yerini almaktadır. Özel sektör çalışanları olsun, 657’ye tabii devlet memurları olsun kendi işimin patronu olma düşüncesine zaman zaman kapılmaktadır.

Elbette kendi işinin imparatoru olmak, kendi kendini yönetmek insanın doğasına daha uygun iş modelidir bizce. İnsan emirler, direktifler altında iş hayatını sürdürmek yerine iş hayatının merkezinde birebir tüm sorumluluğu alarak bulunmak istemesini gayet mantıklı olarak karşılayıp anlamak gerekir.

Bu düşüncede olupda artık harekete geçen insanların sayısı oldukça artış göstermektedir. Bunun artış gösterdiğinin göstergesi olarak biz Parlak Fikirler ekibi ile iletişime geçen, yeni iş kurma peşine düşen kişilerin iletişime geçmesinden anlamaktayız. Bu da geleceğin ticari hayatı için ve ülkemizin ekonomik anlamda ilerleyen yıllarda güzel gelişmelerin gerçekleşeceğinin belirtileri olarak anlasak yanılmış olmayız.

Bu kesimin yanında bir de kendi işletmelerini kurup artık kabuklarına sığmadıklarını hissetmelerinin de etkisiyle işlerini büyütme hayaline kapılan kesim mevcuttur. Bu kesim de işletmesinin çapını büyütmek için kredi arayışına girmektedir.

Kredi çekebilmek için en önemli sağlamanız gereken şart yani kredi alacağınız banka tarafından dikkat edilecek husus, önceden banka ile ilişkilerinizdeki ödeme geçmişleriniz ve önceki kredi kullanımlarındaki ödeme sadakatiniz ve istikrarınızdır. Bu hususlardan kendiniz için problem olmayacağını düşünüyorsanız bankalardan çok rahat kredi kullanabilirsiniz. İş kurma kredisi için sürekli çalıştığınız bankalara başvurmak sizin için daha rahat kredi alabilmek anlamına gelebilir.

Eğer ilk kez iş kuracaksanız

Bankalar bu durumda sizin önceki bireysel banka hareketlerinize bakacaktır. Kredi çekebilmek için şahsi banka geçmişiniz önemlidir. Daha sonra sizden belli belgeleri düzenlemenizi isteyecektir. Sicilinizin de kredi çekmek için bankanın dikkat edeceği bir husustur. Bu sicil adli sicil değil, bankalarla olan işlemlerinizde ki ödeme tarihlerinize uyup uymamanızla belirlenen sicilinizdir. Eğer ki ödeme tarihlerine uyan bir banka müşterisiyseniz bankanızın size kredi vermemesi neredeyse imkansızdır. Banka için en önemli husus budur.

Yeni iş kurmak için kredi veren bankaların listesi de epeyce uzundur. Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Bankası, TEB, Garanti Bankası, Odeabank, Anadolu Bank, Yapı Kredi Bankası, QNB Finansbak, İş Bankası, Denizbank bu bankaların başını çekmektedir.

Çeşitli bankalar dönem dönem oldukça uygun kampanyalar düzenleyerek yeni iş hayatına girecek yeni patronlara kredi vermektedir. Katılım bankaları da oldukça uyguna hatta 0 faizle kredi veren bankalar arasındadır. Ancak bankaların faiz oranlarından sonra, size yansıtacakları diğer masraflara da dikkat etmenizi öneririz. Çünkü bankalar faiz oranını düşürüp dosya masrafı adı altında ve diğer masraflardan size yüklü ödemeler yansıtabilir. Bu sebeplerden ötürü bankaların size teklif ettikleri faiz oranının yanında bu bahsettiğimiz masraflar ve ödemelerin tutarını da öğrenip buna göre krediyi kullanmanızı öneriyoruz.

İlk kez iş kuracakların bireysel hesap geçmişlerindeki tutarların düşük olması sebebiyle bankalar kredi vermekten kaçınabilir. Bu durumda size önereceğimiz en çözüm odaklı yol şudur :

EVİNİZİ yada ARABANIZI İPOTEK ETMEK !

Üzerinize kayıtlı arabanızı yada evinizi bankaya ipotek olarak gösteren kredi talep eden müşteri bankaların en çok sevdiği müşteridir. Bu şekilde bankalardan çok hızlı ve kolay bir şekilde nakit ihtiyacınızı en çabuk şekilde halledebilirsiniz. Bankanız sizden bunun için taşınmazınızın tapusunu ya da taşınır malınızın ruhsatını talep eder ve borcunuz bitene kadar banka malınıza ipotek koyar. Bu şekilde banka da kendini ve size verdiği bedeli teminat altına almış olur. Ancak yine de buna rağmen sabit ve düzenli yani arızi nitelik arz eden gelirinizin olduğunu kanıtlamalısınız. Aksi halde tek başına ipotek ile bu nakdi size vermeleri mümkün olmayacaktır.

Ancak uyarmak isteriz ki banka, borcunuzu ödeyemediğiniz zaman direkt olarak ipotek olarak gösterdiğiniz malınızı satışa çıkartıp bu satıştan elde edilen paradan kredi borcunuzu alıp eğer varsa kalan tutarı da size verir. Evinizi ya da arabanızı ipotek ettirirken böyle bir durumun da yaşanabileceğini göz önünde mutlaka bulundurmalısınız.

İşinizi büyütmek için Kredi Çekecekseniz

İşletmenizdeki ekipmanları bankaya teminat olarak gösterebilirsiniz. Banka bu ekipmanlara kendi eksperlerince bir değer biçer ve bunların değerine göre size vereceği kredi miktarını belirler.

Ödeme planınızı ve iş planınızı hazırlayın. Bankalar sizden kredinizi nasıl ödeyeceğinizi ve iş hayatınızın gelecek planlarını, yatırım hedeflerinizi göstermenizi isteyecektir. Bankadaki kredi verecek olan görevliyi ikna edici, sade ve net bir şekilde anlatan bir plan mutlaka kredi almanızda etkili olacak olan hususlardandır. İş planınız sağlam olursa banka da size aynı KOSGEB gibi nakit vermeye daha yatkın olacaktır. Bunun için profesyonel destek de alabilirsiniz. Ğcret karşılığı size özel iş planı hazırlayan yerler bulunmaktadır.

İş kurmak için nasıl sermaye bulabileceğinizi diğer yazılarımızda sizlerle paylaşacağız. Parlak Fikirler ekibi olarak siz girişimcilere ve işini büyütmek isteyen gözü yükseklerde patronlara yardımcı olmak için, etkili ve sonuç odaklı ipucu veren yazılarımıza devam edeceğiz.

İş Görüşmesinde Giyim Tarzı ve Kıyafet Seçimi

İş görüşmelerinde ilk izlenimin önemi yadsınamaz… Profesyonel geçmişiniz, eğitiminiz, sahip olduğunuz özellikler kadar nasıl göründüğünüz de iş görüşmeleri için önem taşır. Bu yazıda iş görüşmelerine giderken ne giymeniz ne giymemeniz ile ilgili ipuçlarını bulacaksınız

Genel anlamda iş görüşmeleri için giyinmek, hangi sektör ya da hangi iş kolunda olursa olsun ayrı bir özen ister… Her sektör ya da iş grubu için aynı tarzda giyinmek gibi bir prototip bulunmamakla birlikte gösterdiğiniz özen sizin etiketiniz olacağından bazı kurallara dikkat etmekte yarar var. Genelde iş görüşmelerine giderken klasik çizgilerde hazırlanmış takımlar tercih edilir. Bu son derece doğru bir yaklaşım olacaktır.

Elbette günlük hayatta her bir bireyin bir diğerinden farklı tarzı varken söz konusu iş görüşmesi olunca böylesi bir prototip içinde algılanmak sıkıcıdır. Burada yapmanız gereken çok abartmadan tarzınızı klasik ile birleştirmek olmalıdır. Günlük hayatta son derece renkli giyinmeyi tercih ediyor olabilirsiniz. Ancak rengarenk takımlarla iş görüşmesine gitmek sizin ciddiyetsiz olarak algılanmanıza sebebiyet verir. Bu noktada düz ve klasik renklerde (siyah, lacivert, gri… gibi) takımları tarzınızı yansıtan renklerde aksesuarlarla hareketlendirmek olacak. Erkekler için kravat ve mendil; bayanlarda ise fular, takı, ayakkabı ve çanta bu aşamada renklendirilebilecek aksesuarlardandır. Seçim yaparken internete özel indirimli fiyatlara göz atın.

İş görüşmesine kot pantolon ile gitmeyin! Müracaat ettiğiniz iş, yaratıcı bir ekip çalışmasını gerektiren daha özgür ya da serbest giyime müsaade eden bir şirket dahi olsa iş görüşmesine giderken kot pantolon tercih etmemelisiniz. Rahat tarzınızı yansıtmak istiyorsanız “smart casual” bir giyim tarzı benimseyebilirsiniz. Bunun için kot yerine kumaş pantolonlar tercih etmeli ancak kesimi ve tarzı ile bu rahatlığı vurgular stilde giyinmelisiniz. Bayanlar ise bu tarz yaratıcılık isteyen görevler için müracaat ettiklerinde daha tarzlarını yansıtan elbise, etekler, bluzları tercih edebilirler.

Spor ayakkabılar vazgeçilmeziniz olsa bile iş görüşmesine spor ayakkabı ile gitmemelisiniz. Az sonra koşuya çıkacakmış gibi bir imajı sergilemeyi kim ister ki? Bunun yerine erkek adaylar için deri loafer ayakkabılar iyi bir seçim olacaktır. Parmak Arası Terlik mi Sakın Ha! Yaz aylarının gelmesi ile hanımların büyük bir çoğunluğu ayaklarını parmak arası seçeneklerle hafifletiyor. Bu seçim, günlük hayatın bir parçası olarak son derece rahatlatıcı olsa da söz konusu iş görüşmesi olunca ciddi sıkıntı yaratabilir. Bunun yerine çok yüksek olmayan ve fazlaca açık olmayan ayakkabılar tercih edilmelidir.

Ceket Seçimine Dikkat! Spor bir tarzınız olabilir, bu tarzı en iyi yansıtmanın yolu blazer bir ceket ya da spor kesimli bir ceket ile sağlanabilir.

Aşırı makyaj yapmayın! Sonuçta bir davete değil iş görüşmesine gidiyorsunuz. Aşırı ve abartılı bir makyaj sizi güzel göstermekten ziyade size yanlış bir imaj yüklemesi yapacaktır. Ne kadar sade o kadar iyi anlayışını benimseyerek sadece yüz hatlarınızı belirginleştirmeye yönelik hafif bir makyaj yapmalı, farklı ve iddialı renklerden uzak durmalısınız.

Hem bayanlar hem de erkekler için iş görüşmesinde aksesuar seçimi önemlidir. İş görüşmelerinde saat tercih edilmesi, sizin zaman yönetimine verdiğiniz önemi ve zamanın önemine vakıf olduğunuzu ifade eder. Takı seçimi söz konusu olduğunda aşırıya kaçmamak ve sadeliği korumak ilk kuraldır. Bu nokrada bir çift inci küpe, inci bir kolye tercih edilebilir. Hem sade hem iddiasız ama gösterilen özenin sembolü olarak inci iş görüşmesi için uygun bir takıdır.

Kişisel bakım hem bayan hem de erkek adaylar için iş görüşmesi öncesi olmazsa olmazlardandır. Erkeklerin saç ve sakal tıraşlarının yapılmış olması bayanların ise saçlarının bakımlı, temiz ve fönlü olması gerekir. İstenmeyen kokulara karşı gerekli önlemleri de almak gerekir, ter, ağız kokusu bir iş görüşmesinin seyrini son derece kötü etkileyecek iki unsurdur. Bu arada parfüm ve deodorant kullanımında da aşırıya kaçmamaya özen gösterilmelidir.

Yeni mezun, iş hayatına yeni başlayan kişiler için iş görüşmesine giderken giyinmek daha önce iş deneyimi olmuş kişilere göre oranla daha zordur. Önceden iş deneyimine sahip kişiler yukarıda anlattığım kriterlere uygun kıyafetlere hali hazırda sahipken, iş hayatına yeni başlayacak kişilerin bu donanımı kurmaları bir hayli masraflı olabilir.

İş Yeri Açmak İçin Nasıl Kredi Alınır ?

İş yeri açmak için krediler

İş yeri açmak için elinde yeterli sermayesi olsa bile, girişimciler kredi kullanmayı seçebilmektedir. Aklındaki iş fikirlerini maddi yetersizlikler nedeniyle hayata geçiremeyen kişilerin de tercih sebebi kredi kullanmaktan yanadır.

İş yeri açmak için; Bankaların sunduğu Kobi kredilerini, Kosgeb destekli 100.000 TL üst limitli faizsiz krediyi ya da bankaların bireysel iş yeri kredilerini tercih edebilirsiniz.

İş yeri açmak için; öncelikle yapacağınız işin sektörüne, özelliklerine ve iş planınıza karar vermelisiniz. Çünkü bankaların avantajları bu kriterlere göre değişebilmektedir. Açacağınız iş yerinin, size aylık ortalama ne kadar gelir getireceğini hesaplayarak, kredi için ödeyebileceğiniz aylık taksitleri belirleyebilirsiniz.

Bankalar iş yeri ve kobi kredilerini bizzat şubeye başvuru ile kabul edip, değerlendirmektedirler. Bu sebeple bir çok bankanın size sunduğu teklifi değerlendirip müşteri temsilcileri ile detayları konuşup iş yeri kredinize karar verebilirsiniz.

Vakıfbank bireysel iş yeri kredileri

Vakıfbank iş yeri açmak için kredi veren bankalar arasındadır. Büro, iş yeri, dükkan, mağaza ve muayenehane  açmak için bu krediye başvurabilirsiniz. Alacağınız kredinin limiti, ipotek ettirdiğiniz taşınmazın eksper değerinin %75’i kadar olacaktır. Çeşitli vadeler ile bu paketi kullanabilirsiniz. Krediyi çeken kişiye bu pakette hayat sigortası yapılır.

Halk bank iş yeri kredisi

İş yerinin ekspertiz değerinin %50’si kadar kredi çekebilirsiniz. En fazla 120 aya kadar vade yapabilirsiniz. 120 ay vadeli İş kredisinde aylık faiz oranı %1,29’dur.

Finansbank iş yeri kredisi

Finansbank da iş yeri açmak için kredi veren bankalardan biridir. İş yeri eksper değerinin %75’ine kadar kredi kullanabilirsiniz. 120 ay vade ile iş yeri satın almak isteyen tüm işletmeler yararlanabilir.

Garanti bankası iş yeri mortgage kredisi

Sahip olduğunuz iş yerini yetiştirmek ya da yeni bir iş yeri satın almak için 96 ay vadeye kadar bu krediye sahip olabilirsiniz. Teminat olarak satın alınan iş yerine ipotek tesis edilir. Bahsetmiş olduğumuz bankalar haricinde bir çok banka da iş yeri açmak için kredi paketleri sunmaktadırlar.

İŞ KURMAK

Türkiye’de Hangi işi Yapmalı?

Türkiye istihdam Bilgileri

Türkiye nüfusuna göre toplam %50’lik istihdam oranı içerisindeki mevcut sektör tabanlı dağılım incelendiğinde, sorunun kaynağının işsizlik kadar verimsizlik olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde işgücüne katılma oranının düşüklüğü, insan gücü kaynaklarının tam ve verimli kullanılamadığı, nüfusun yarıdan fazlasının üretken olmayıp, çalışan nüfusa bağımlı olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. İstihdam edilen sektörler arasında verimsizliğin en çarpıcı olduğu örnek ise tarım sektörüdür. Toplam milli gelir içerisinde %13’lük bir üretim payına sahip tarım sektörü, mevcut iş gücünün %45,1’ini kullanması ile en büyük istihdam gerçekleştirme girişiminin açık bir verimsizlik göstergesidir. OECD verilerine göre AB ülkelerinde toplam istihdamın ortalama %4,6sı tarım kesiminde değerlendirilirken, bu oran ülkemizde yaklaşık 10 kat daha yüksektir. Tarım sektöründeki “verimsizlik” incelendiğinde ise mevcut gizli istihdam değerlerinin (ücretsiz aile işçi statüsü) daha da büyük olduğu ortaya çıkmaktadır. İstihdam edilen iş gücünün milli gelir üretmeye katkısı, verimlilik anlamında bakıldığında parlak gözükmemektedir.

Kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT’ler) içerisinde değerlendirilen “yığınların” verimliliği irdelendiğinde ise daha verimsiz ve vahim bir tablo ortaya çıkmaktadır. Üretmeyen, üretemeyen ve “gizli işsiz” yığınlarından oluşan 140.000 fazla istihdamı barındıran KİT’ler, hantal yapıları ve geri kalmış teknolojik üretim olanakları ile milli gelir üzerinde ciddi bir yük olmaya devam etmektedir. Yıllardır kayıtsız kalınan veya aşılamayan sorunlardan birisi de kayıt dışı istihdam meselesi olarak göze çarpmaktadır. DPT verilerine göre

kriz yıllı olan 2001’de kayıt dışı GSMH’nin kayıtlı GSMH’ya oranı, bir önceki yılla göre %12’lik bir artışla %66,2’ye çıkmıştır. Diğer taraftan DİE’nin hane halkı, iş gücü anketine göre; Türkiye’deki toplam istihdamın %26,6 sı SSK’ya, %9,8’i Emekli Sandığına ve %11.4 u de Bağ-Kur’a kayıtlı olarak çalışmaktadır. Toplam istihdam içerisinde, ücretli ve yevmiyeli kesimin payı %49,2’dır. Kalan grup içerisinde %30,1’lik dilim “kendi hesabına çalışanlar” ile %20,7’lik “ücretsiz aile işçilerinden” oluşmaktadır. AB ülkeleri ortalamasında ise ücretli çalışanların oranı %90’lara ulaşmaktadır.

Bu çalışmalarla Türkiye genelinde istihdam edilenlerin %52.3’lük bölümünün herhangi bir sosyal güvenlik sistemine/şemsiyesine kayıtlı olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Kayıt dışı istihdamın bu kadar yüksek değerlere sahip olması, kayıtlı işletmelerden alınan aşırı vergi, prim ve bürokratik gerekçelerle alınan harç miktarlarının aslında ne kadar olumsuz bir etki yarattığı gerçeği ile yüzleşmemizi kaçınılmaz kılmaktadır. Sonuç olarak yakın geçmişimizden günümüze yürütülen tüm kısır politikalar ile ülkemizde çalışan nüfusun %50’sinin bir türlü kayıt altına alınamamış ve mevcut ekonominin %66’sının ise hâlâ kayıt dışı olarak varlığını sürmeye devam etmekte olduğu izlenmektedir.

Ülkemizde istihdam edilenlerin “nitelik” düzeyleri oldukça düşük gözükmektedir. İstihdam edilenlerin %73.9’u ilköğretim düzeyi ve altı seviyesinde eğitimi tamamlayabilmiş iken, %11.3 u lise ve meslek okulu mezunlarından ve sadece %8.8’i yüksek okul ve fakülte mezunlarından oluşmaktadır. Gene bu yılları esas alan dağılım içerisinde meslek okullarının payının %6,1’lik bir değerde kalması diğer bir dikkat çekici noktadır. 2009 yılını izleyen son 2 yıl içerisinde, tarım sektörü dışında yaklaşık 1 milyon 900 bin net istihdam artışı gerçekleşmiş gözüküyor. Bu artışın yaklaşık %45’i hizmetlerde, %31’i sanayide, %25’i de inşaattaki istihdam artışlarından kaynaklanmıştır.

Dijital Reklam Dünyası

“Bir şirketin kalbi ve ruhu yaratıcılık ve yeniliktir” – Robert Iger

İnternetin hızlı bir şekilde gelişmesi birçok yeniliği beraberinde getirdi. Dijital Çağ’da internetin girmediği bir alandan söz edemez olduk. Tabi bu gelişmeler, özellikle pazarlama dünyasına yeni bir alan oluşturdu. Potansiyelin bu denli yüksek olması, hemen her firmanın dijital reklam yayınlamasını sağladı.

Peki, potansiyelin ne denli farkındayız? İnternet ne kadar kullanılıyor? İnsanlar internette neler yapıyor? Asıl önemli soru ise, markanız için bu potansiyelden nasıl yararlanabilir? İnternet ile markanıza ne gibi değerler katabilirsiniz?

İnternet kullanımının tarihsel sürecine baktığımızda; 2000 yılında dünyada yaklaşık 361 milyon kişi İnternet kullanıcısıydı. 2017 de ise İnternet kullanıcı sayısı 3,7 milyarın üstüne çıktı. Burada %764 oranında bir artıştan söz ediyoruz. 17 yıl içerisinde kullanımı bu kadar artan internet ile başlayan dijital çağda dünyanın neredeyse yarısı İnternet kullanmaktadır.

Türkiye’de İnternet Kullanım İstatistikleri

Türkiye, gelişen teknolojiye hızlı ayak uyduran ülkelerden biri olarak Türkiye’de 59 milyon İnternet kullanıcısına sahiptir. Son dönemlerde artan mobil kullanımına bakıldığında ise nüfusun %94,6’sı mobil aboneliğe sahip olduğu görülmektedir

Avrupa’da İnternet Kullanım İstatistikleri

Gelişmiş birçok ülkeye sahip olan Avrupa’da İnternet kullanımına bakıldığında, %75’in üzerinde internet kullanıcının olduğu görülmektedir. Gelişmiş teknoloji ağına sahip olan Avrupalıların her birinin ortalama birden fazla mobil aboneliği bulunmaktadır. Kullanıcılar İnternet’te aylık ortalama 30 saatten fazla vakit geçirmektedir.

Genel olarak İnternet’in kullanımı ile ilgili bilgilere bakıldığında, her internet kullanıcısını potansiyel birer müşteri olarak düşünürsek, markaların dijital çağa ayak uydurmamaları bu potansiyelden vazgeçtikleri anlamına gelmektedir.

İnsanlar İnternet’te Ne Yapıyor?

Evet, insanlar yoğun bir şekilde internet kullanıyor. Peki bu kadar kullanıcı İnternet’te ne yapıyor?

İnternet kullanıcılarının birçoğu E-Ticaret kullanıcısı! 2017 verilerine göre Türkiye’de İnternet üzerinden 29,92 milyon kişi ürün ve hizmet satın almıştır.

dijital reklamcılık
WeAreSocial Türkiye E-Ticaret İstatistikleri
internet reklamcılığı
WeAreSocial Türkiye İnternet Kullanım Sıklığı İstatistikleri

Milyonlarca İnternet kullanıcısının her gün sosyal medyada ve video paylaşım platformlarında video izlemesiyle, İnternet ortamında video izleme oranları istikrarlı artış eğilimindedir.

İnternet kullanıcıları sosyalleşmek ve çevreleriyle bir şeyler paylaşmak için İnternet’te geçirdikleri sürenin yarısında ise sosyal medya kullanıyor.

online reklamcılık
WeAreSocial Günlük İnternet ve Sosyal Medya Kullanımı İstatistikleri

Tüm bu istatistikler, İnternet’in markanıza sunduğu potansiyeli göstermektedir. İşletmenizi internete taşıyarak dijital reklamcılığın faydalarından yararlanabilirsiniz. Dijital reklamcılığın faydaları nelerdir?

Dijital Reklam Faydaları

  • Çok sayıda yeni müşteri elde edebilir
  • Ürünlerinizi doğrudan web sitenizde pazarlayabilir
  • Hedef kitlenize yönelik reklamlar sunabilir
  • Müşterileriniz hakkında bilgi sahibi olabilir
  • İnternet kullanıcılarını müşterileriniz yapabilir
  • Marka bilinirliğini arttırabilir
  • Müşterileriniz sizlerle birebir iletişime ve etkileşime geçebilir
  • Müşteri deneyimlerini ve memnuniyetlerini potansiyel müşterilerinize aktarabilir
  • Ölçülebilir özelliğe sahip olan pazarlama stratejisi oluşturabilirsiniz.

Markanızı dijitale taşıyarak, dijital reklamcılığın faydalarından istifade edebilirsiniz. Dijital reklamcılığa geçmeden önce kritik birkaç soruya cevap vermenizi öneriyorum.

Dijital reklamcılıkta birçok seçenek bulunmaktadır. (Video reklamcılığı, Arama ağı reklamcılığı, Sosyal medya pazarlaması vb.) İlk adımı atmadan önce kendinize sorun! Nereden başlamak istiyorsunuz ve neyi hedefliyorsunuz?

Dijital reklamlar teknik bilgi gerektirmektedir. Yapılacak tüm teknik ve reklam faaliyetleriyle kim ilgilenecek? Siz mi ilgileneceksiniz, dışarıdan hizmet mi satın alacaksınız?

Öncelikle tüm bu sorulara cevap verin sonra İnternet’in bu hızlı gelişiminden faydalanmak için, markanıza dijital dünyada bir yer ayırın!

The 50 Best Places to Travel in 2019

Ask the Travel + Leisure staff where we want to travel in 2019, and most of us will answer, honestly, where don’t we?

When it comes to singling out the best vacation spots and compiling our annual year-end list of the places we’re most excited about in the coming months, narrowing down the field is easier said than done. We pore over press releases, tourism statistics, and our overflowing spreadsheets of hotel openings, restaurant debuts, and new flight routes before deciding where to go on vacation. We consider the anecdotal evidence: Where are our friends and families going on vacation? What vacation destinations are we seeing on Instagram? Which places seem to be part of today’s travel zeitgeist? And, as always, we turn to our network of travel experts for vacation ideas — trusted writers, hospitality professionals, the travel advisors that make up T+L’s A-List — to see where people are actually going, and which places are the ones to watch in the coming year.

This year’s list of the best vacation spots spans the globe, from exciting southern hemisphere cities like Santiago, Chile, and Brisbane, Australia, to harder-to-reach regions like Langkawi, Malaysia and the Danish Riviera. There are the new capitals of culture — Nairobi, Kenya, home to a emergent design scene, or Panama City, with a deluge of forward-thinking restaurants and bars — and the tourism destinations that are back in fighting form after natural disasters or human conflict, including Puerto Rico, the Turquoise Coast of Turkey, Egypt, and Montecito, California. And, of course, there are the destinations that we haven’t heard much about, but certainly will soon — places like India’s remote Andaman Islands, or the art and history-filled emirate of Sharjah, in the U.A.E., or the under-the-radar wine scene in Etyek, Hungary.

After all, isn’t dreaming about places totally new to us — and seeing old favorites in a new light — why we travel in the first place?

Here are Travel + Leisure’s 50 best places to travel in 2019. If you already know where you’re going in the year ahead, share your vacation destination picks with us on social media with #TLBestPlaces.

Travel